HAYÂ DUYGUSU MÜSLÜMANA HASTIR


Dünya üzerinde yaşayan iki sınıf insan vardır. Bunlardan biri ehli İslam, yani Müslümanlar, diğeri ise ehli küfür, yani Allah ve peygamberine inanmayanlar. Elbette ki herkes inancını, kendi dinine göre yaşar. Bu konuda kimsenin bir diğerini zorlama hakkı da yoktur. Meseleye İslam penceresinden baktığımız zaman durum böyledir. Dinde zorlama yoktur. İslam dışı inanca sahip olanlarda durum böyle değildir. Onlarda kendileri gibi inanmayanlara, kendileri gibi düşünmeyenlere karşı gizli bir düşmanlık vardır. Müslümanları hor hakir görme, yükselmelerini çekememe, ellerindeki imkânları çeşitli oyunlarla heba etme durumları vardır. Allah’a karşı sorumluluk duyguları olmayan bu insanların, aynı zamanda Allah korkusu da mevcut değildir. Bundan dolayı güçlü olduklarında şeytanı bile şaşırtacak her türlü insanlık dışı iş ve işlemler yapmaktan çekinmezler.

Filistin de İsrail devletinin Müslüman halka karşı acımasızca saldırmaları, evlerini yıkarak buralara kendi halkını yerleştirmeleri, Camilerine (Mescidi Aksa) gitmelerine mani olmaları gibi gayri insani muameleler. Aynı zamanda Suriye ve Irak’ta çeşitli terörist grupları oluşturarak eğitip silah, araç ve gereçle donatım Müslüman halkı zulmettirmeleri. Suriye’de Müslüman halkın kendi topraklarında yaşamalarını istemeyen bundan dolayı zorla evlerine girerek buraları mesken tutan terör örgütleri ve bunları maddi ve manevi yönden destekleyenler. Sur iyeden çekiliyoruz deyip bir türlü terör örgütlerini bırakmayanlar. Dünya üzerinde Müslüman mazlum ve mağdurlara sürekli zarar veren insanlar, insan olabilir mi? Nerede insan hakları, nerede medeniyet. Nerede hayâ duygusu. Allahtan korkmayanlar, insanlardan da utanmıyorlar. Utansalar böyle mi olur muydu?

Yüce Allah Kuran’ında “ Ey müminler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin;(bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? buyurmuştur. Nisa, 144.  Allah’ın varlığını inkâr edenler Müslümanları dost olarak kabul edebilirler mi? Bir menfaati olmadıkça hiç bir gayri Müslim, Müslüman’ı gerçek manada dost edinmez. Orta doğuda İsrail devleti, zor durumda kalmasın diye ABD’nin bu bölge insanlarının hayatlarını hiçe sayarak teröristlere arka çıkmakta, onları kullanmak için beslemektedir. Hem yöre halkını hayatı çekilmez eden, hem de Türkiye ye karşı saldırı hazırlığı yapan ve dolayısıyla Türk halkının huzur ve güvenini bozmak isteyen çeşitli adlarla anılan terör örgütlerinin medeni bir devlet tarafından kurulup kollanması ve Türkiye ye karşı zarar verdiği bilindiği halde bunlara silah verilmesi, insanlıkla bağdaşabilir mi? İşte hayâ duygusu böyle bir durumda kendini gösterir. Öyle görülüyor ki, bunlarda hayâ duygusu yok. Utanma, sıkılma duygusu olsaydı, stratejik ortaklığı bulunduğu Türk iyeye karşı terör örgütlerinin desteklenmesi olamazdı. Sırf kendi çıkarı için (petrol için) tüm insanların huzurunu bozan kadın çocuk genç ihtiyar demen insanları katleden terör örgütlerinin beslenmesi çağ dışı bir eylemdir. İnsanlık adına utanç tablosudur.

Türkler gittiği her yerde adaleti hâkim kılmışlardır. Osmanlı imparatorluğu altı yüz sene idaresi altında bulunan bölgelerde halkın huzur ve güvenini sağlamıştır. Kimse dininden inancından ve ırkından dolayı hor hakir görülmemiştir. Müslüman olsun gayri Müslim olsun herkes eşit haklara sahipti. Bu bölgelerde yaşayan insanlar geleceğe güvenle bakıyorlardı. Çünkü idare edenler Müslümanlardı. Allah’a karşı sorumlulukları vardı. Hayâ duysuna sahiptiler. Peygamberimiz (sav) efendimiz “Hayâ imandandır” buyurdular. Riyazüssalihin. Bundan dolayı haya, Müslüman’a hastır. Bu duygudan yoksun olan insanlardan insani söylem ve eylem beklemek, sadece zaman kaybı olur.

                                                                                   Tahsin ÖTGÜÇ- Emekli Müftü

 

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

14Eyl

ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ

07Eyl

İSAMOFOBİ VE TERÖR

31Ağs

İNSAN VE İNSANLIK

24Ağs

İSLAMDA HİCRETİN ÖNEMİ