ZEKÂT MALİ BİR İBADETTİR 


ZEKÂT MALİ BİR İBADETTİR 
    Zekât: artma, çoğalma, arıtma ve bereket anlamlarına gelmektedir. Terim olarak zekât: Allla'ın belirli yerlere sarf edilmek üzere Dince zengin sayılan kişilerin mallarından belli bir  Payın ayrılması işlemidir. Kur'an-ı Kerimde 27 ayette zekât namazla birlikte zikredilmişti Zekat: hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Zekât, İslam'ın beş temel esasından biridir. Her şeyden önce mali bir ibadettir. Müslümanlar bu ibadeti, Allah'ın emrine uyarak gönül hoşnutluğu ve samimi bir niyetle yerine getirmelidirler. Ancak bu şekilde eda edilen zekât, Allah katında kabul görür.. Zekât kimlere farzdır: Zekât, Müslüman, hür. Akıllı ve erginlik çağına eren, tabi ihtiyaçlarından fazla artıcı mala sahip olan ve sahip olduğu malın üzerinden bir kameri yıl geçen kimselere farzdır. Bu farzın yerine getirilmesi için zekâtın niyetle ehline verilmesi gerekir. Yani zekât almaya hakkı olanlara verilmesi lazımdır. 
………………..
     Zekâta tabi olan mallar: beş çeşit mal zekâta tabidir. 1- Para (  altın, gümüş vb ).            2- Ticaret malları. 3- Toprak ürünleri. 4- Hayvanlar. 5- Define ve madenler. Zekâta tabi mallarda nema  (artıcı) şartı arandığından bu şartı taşımayan örneğin binek hayvanları, çalıştırılan hayvanlar, oturulan evler, ev eşyaları, meslek kitapları, mesleki aletler ve benzeri mallar zekâta tabi değildir. Ticaret mallarında para ve altın gümüş dâhil zekât oranı, kırkta birdir. Toprak mahsullerinde onda birdir. Devede beşe ulaşınca, koyunda kırka, sığır cinsinden hayvanlarda otuza ulaşınca zekât verilir. 
     Bir Müslüman, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin senelik zaruri ihtiyaçların ve borcunun dışında nisab (ölçü) miktarı ticari mala veya buna muadil paraya sahip ise zekât vermekle mükellef olur. Buradaki ölçü 80,18 gr altındır. Bu kadar altını veya parası olan ve yahut ta altına muadil ticari eşyası olan kişi, yukarıdaki vasıflara sahip olduğunda zekât vermekle mükellef olur. 
………………
      Zekâtı ödeme zamanı: İslam âlimleri, şartları gerçekleşen malda zekâtın derhal, yani sene biter bitmez ödenmesi gerektiğinde görüş birliğine varmışlardır. Çünkü malda gerçekleşen zekât borcu, artık kul hakkıdır.  Bu hususta Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır. "Onların mallarında saillerin (yokluktan dolayı dillenme zorunda olanlar) ve mahrumların hakkı vardır. Zariyat, 19. Zekâta tabi olan malın üzerinden bir kameri yıl geçmesi gerekmektedir. Bununla beraber yıl dolmadan da zekâtın verilmesinde bir sakınca yoktur.                 Yıl dolduğu zaman geciktirmek, zekât mükellefi açısında sakıncalıdır. 
    Zira zekâtı verilmeyen malda hak sahibi muhtaçların hakkı doğuyor ki, bu hak ilgiliye verilmediği müddetçe, malda manevi kirlilik var demektir. Ticari mal, para, altın ve gümüşün zekâtı kırkta birdir.  Yüzde iki buçuktur. Kişi zekâtını usul ve furuuna veremez. Anne, baba yukarı doğru, çocuklar ve torunlar, aşağıya doğru. Zekâta tabi olan malın önce hesabını yapıyoruz. Elde ettiğimiz rakamı 40 bölüyoruz. Çıkan bölüm, müstahak olanlara vereceğimiz zekâtımız olur. Elde ettiğimiz miktarı bir kişiye verebileceğimiz gibi birden fazla kişilere verebiliriz.
…………….
    Zekatın verilmesi gereken yerler kuranı kerimde şöyle açıklanmıştır."Gerçekten sadakalar (zekat) Allahtan bir farz olmak üzere, fakirler, miskinler, zekat memurları, kalpleri islama ısındırılmak istenilenler, köleler, borçlular, Allah yolunda çalışanlar ve yolda kalmışlar içindir. Alllah her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir." Tövbe, 60.
    Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır. "Malının zekâtını veren kişi, malı üzerinden şerri gidermiştir." Ramuz el Hadis 26/ 4 Zekât vermek o denli önemlidir ki, bize ait olan malın zekâtı verilmediği zaman malda başkalarının hakkı meydana geliyor. İşte bu hak ödenmeyince malda manevi kirlilik meydana geliyor. Zekâtı verilen mal ise, hem temizlenmiş oluyor, hem de artma ve bereketlenme imkânına sahip oluyor.    
………………
    Allah Tela konumuzla ilgili şöyle buyurmuşlardır "Mallarını Allah yolunda infak (harcayan) edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak bitiren bir tanenin durumu gibidir.  Allah'ın lütfü geniştir ve her şeyi bilendir." Bakar, 261.  Yapılan hayırdan, verilen fitre ve zekâtlardan dolayı elimizdeki para ve mallarda bir artmanın her zaman olduğunu şahit olmuşuzdur. Çünkü imkânı veren yaratandır. O nasıl isterse öyle yapmanın karşılığında bir kayıp olamaz. Zira Allah, kuluna zulmedici değildir. Yani kuluna kendisine zarar verecek bir görev vermez.  
……………….
              Peygamberimiz (sav) efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurdular. " Zekâtı verilmeyen mal, yılan şekline girip, o kişinin            boynuna dolanacak ve ben senin biriktirdiğin malınım diyecek. Kıyamet günü zekâtı              verilmemiş mal, halka yapılıp boynuna geçirilecek." Buharı, zekât,3. Maddi ve manevi yönden nimeti veren Allah. Yani nimetin asıl sahibi bizleri yaratan Mevla. Nisab miktarı mala sahip olduğumuzda ticari mallar için kırkta bir oranında hak sahiplerine vermemizi isteyen yaratanımızdır. Hadisin mealinden anlıyoruz ki,zekat mükellefi olduğumuz halde Allah'ın emrini yerine getirmediğimiz  zaman, elimizde olan dünyalık kıyamet günü bizlere sıkıntı verecek hale gelebiliyor.Bu duruma düşmemek için görevlerimizi vaktinde yapmalıyız.Veren el olmak önemlidir. Veren insanla alan insan arasında manevi bir köprü kurulur. Bu köprü üzerinde saygı, sevgi ve hoşgörü meydana gelir.
……………………
          Mübarek Ramazan ayı içinde, verdiğimiz fitre, fidye ve zekâtlarımızla etrafımızdaki insanların ihtiyaçlarını giderdiğimiz gibi, Allah'ın rıza ve sevgisine ulaşıyoruz. Aynı zamanda yardım ettiğimiz insanların sevgilerini ve saygılarını kazanmış oluyoruz. Toplumda dayanışma ve yardımlaşma örneğini oluşturmuş oluruz. Diğer insanların da aynı konuya duyarlılık göstermelerine yardımcı olmuş oluruz. İslam toplumlarındaki hayır müesseseleri sayesinde birçok insanın ihtiyaçları karşılanıyor. Geleceğine ümitle bakabiliyor. İşte bu hayır müesseselerinden biri de zekâttır. Bu müessese iyi çalışırsa toplumda huzur ve güven oluşur. Bunun için de duyarlı olmalıyız. Zekat vermekle mükellef olduğumuzda bu ilahi görevi zamanında yerine getirmeliyiz. Yaşadığımız toplumda muhtaç, yetim ve yoksulların, yüzlerini güldürürsek birlikte mutlu oluruz inşallah.
        Tahsin Ötgüç
        İl Müftü Yardımcısı

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

14Eyl

ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ

07Eyl

İSAMOFOBİ VE TERÖR

31Ağs

İNSAN VE İNSANLIK

24Ağs

İSLAMDA HİCRETİN ÖNEMİ