NEREDEN GELİP NEREYE GİDİYORUZ? 


NEREDEN GELİP NEREYE GİDİYORUZ? 
     Dünya sahnesine Yaratanına teslim olup kulluk etmek üzere gelen insanoğlu, nereden geldiğini bilmesi gerekmekte. Nereden geldiğini bilmeyen insan, nereye gideceğini de bilemez. İşin gerçeği, insanoğlu Allah'tan geldi ve yine Allah'a dönecektir. Bu bilinçte olmayan insan, hayatını düzenli ve verimli kılamaz. Sadece kendi çıkarına ve günlük yaşamaya çalışır. Oysa insan, Allah'ın kendisine verdiği hayat nimetinden sorumludur. Bu sorumluluk önce Allah'a, sonra insanlara karşıdır. Yüce Allah, insanların nereden gelip nereye döndüğünü Kuran'ında şöyle beyan ediyor. "Onlar 
başlarına bir musibet geldiğinde, doğrusu bizler Allah'a aidiz ve kuşkusuz O'na döneceğiz derler". Bakara, 156. 
…………………….
     Allah'tan gelip yine O'na döneceğimiz kaçınılmazsa ki, öyledir. Bu hakikattir. Zira Allah Kuran'ında " Her insan ölümü 
tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz. " buyurmaktadır. (Ankebut, 57.) Peki bunun için ne durumdayız. Yaratanımıza giderken yanımızda neyimiz var. Bizler Allah'ın istediği gibi O'na dönebilecek durumda mıyız? Bakınız Yüce Yaradan bizden kendisine neyle dönmemizi istiyor? "Ey! müminler, Allah'a karşı gereği gibi saygılı olun ve ancak Müslüman olarak ölün." (Ali İmran, 102.) Allah'a teslim olup Müslüman olarak yaşayıp kendisine dönerken de yine Müslüman olarak dönmeyi isteyen Mevla'mızdır. Bundan dolayıdır ki, hayat rastgele kullanılacak bir nimet değildir. Hayatımızı idame ettirirken Allah'a ve kullarına karşı görevlerimizi 
yerine getirmek gerekiyor.    
…………………..
    Allah'a karşı görevlerimiz, onun bizlere yerine getirmemizi emir buyurduğu ilahi görevler, yasak kıldığı, yapmamızı istemediği söylem ve eylemlerdir. Bunlara riayet edilmesi gerekiyor. Yani kulluğumuzun gereği olan başta beş vakit namaz olmak üzere, bedeni ve mali tüm ibadetleri usulüne uygun şekilde ifa etmemiz lazım gelir. Bunun yanı sıra yalan 
söylemden, dedikodu, gıybet, iftira, haset, içki, kumar gibi  haram kılınan  alışkanlıklardan kaçınmamız gerekmektedir. İnsanlara karşı görevlerimiz, öncelikle kul hukukuna riayet etmek. İnsanlarla iyi bir iletişim kurarak bir ve beraberliği sağlamak, ihtiyacı olanlara yardım etmek, yaraya merhem olmak, bireylerin huzur ve güvenliğini sağlayacak çalışmalar yaparak toplumsal barışı oluşturmak. Kendimiz neyi istiyorsak diğerleri için de aynısını istemek. Bize yapılmasını istemediğimizi de başkaları için arzu etmemek. Daima objektif hareket etmek. Bizdeki olanı, dost ve komşularımızla paylaşmak, insanların ümit var olmasına vesile olmak. Kırık gönülleri tamir ederek insanların mutlu olmalarını yardımcı olmak.
………………..
    Hayatın bir gayesi vardır. Bu gaye tektir ve Allah'a teslim olup dünya ve ahreti mamur etmektir. Allah'a giderken kalben mutmain olduğumuz halde gülerek gitmek 
o denli önemlidir. Bunun için yaşadığımız sürecin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Sadece dünya için değil ahiret için de azık hazırlamak lazım gelir. Bu azık imanla beraber Salih amel (yararlı davranış) dir. Allah ve Resulünün seveceği, razı olacağı her söylem ve eylem yararlı davranış kapsamına girer. Bu bakımdan çalışmalarımız günü kurtarmak için değil, geleceğe yönelik, toplumun huzur ve mutluluğunu sağlayacak halde olması o denli önemlidir. Peygamberimiz (sav) efendimiz "İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç kişinin amel 
defteri kapanmaz. Sadakai cariye sahibi, hayırlı evlat yetiştiren, okudukları zaman insanların istifade edecekleri bir eser ortaya koyan" buyurmuştur. Riyazüssalihin. Bu üç kişiden biri olarak Yüce Allah'a dönmemiz mümkün olabilir. İnanıyoruz ki bu dünyada yaşama hakkımız bittiği an Yüce Yaratanımıza döneceğiz.                                                 
Tahsin Ötgüç
İl Müftü Yardımcısı

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Eyl
21Eyl

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

14Eyl

ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ

07Eyl

İSAMOFOBİ VE TERÖR

31Ağs

İNSAN VE İNSANLIK