DÜNYA AHİRETİN TARLASIDIR


Yoktan var edilen her şey, bir sebebe mebni olarak yaratılmıştır. Dünya da insanlar için bir imtihan yeri, Allah’ı bulma ve Ona teslim olma yeridir. Aynı zamanda kimseye muhtaç olmadan yaşamak için çalışıp üretme ve etrafımızdakilerle ilgilenme yeridir. Bu bakımdan dünya başıboş yaratılmış değildir. İnsanoğlu bu dünyada hayatını idame ettirirken, her an denenmekte, sınanmakta ve imtihana tabi tutulmaktadır. Kişinin sahip olduğu her şey bu kapsama girmektedir. Mal, mülk, mevki ve makam, çocuklar vb. İmtihanı kazanmak, dünya ve ahir etimizi mamur etmek için yaşadığımız dünyanın hakkını vermek gerekmektedir. Zira dünya ahretin tarlası, yatırım sahasıdır. Peygamberimiz (sav) efendimiz “ Dünya ahretin tarlasıdır” buyurmuştur. Riyazüssahilihin. Bu dünyada ne ekersek, ne yatırım yaparsak ahrette onu bulur ve karşılığını alırız inşallah. Hayırlı işler yaparsak karşılığında mükâfat, şer işler yaparsak karşılığında ceza alırız. Burada dikkat edilecek husus yararlı söylem ve eylemde bulunmaktır.

            Müslüman olarak şu gerçeği iyi idrak etmek lazım gelir ki, bu dünyada yapıp ettiğimiz her şeyin karşılığını burada aldığımız gibi ahrette de alma imkânımız vardır. Hatta müspet düşünmekten bile mükâfat alma hakkımız vardır. Allah hayatı insan için bir nimet olarak yaratmıştır. Yüce Allah Kuran’ında; “Her kim zerre kadar bir hayır işlerse onu görecek. Her kim de zerre kadar bir şer işlerse onu görecek” buyurmuştur. Zilzal, 7-8. Durum böyle olunca zamanı iyi kullanmak gerekmektedir. Yani birey ve toplumun huzur ve güveni için çalışmak, işe yararı olmayan söylem ve eylemlerden uzak durmak lazım gelir. Günü kurtarmak için değil, geleceğe yönelik insanların huzur ve mutluluğu için çaba göstermek insani ve İslami bir görevdir.

            Dünyada yapılan müspet ya da menfi her işin karşılığı ahrette görülmesi bir hakikattir. Yaratana karşı saygısı olmayanlara bir şey söylemeğe gerek yoktur. Ancak Müslümanlara gelince durum aynı değildir. Allah ve Resulüne iman eden bu yönüyle Müslümanlık şerefine nail olanların söylem ve eylemleri uyumlu olması, önem arz eder. Allahın yasak kıldığı davranışlardan uzak, emirlerine bağlı kalarak yaşantılarını sürdürmeleri lazım gelir. Bu gün dünyaya baktığımız zaman insanlık ve islamla bağdaşmayan olayların çoğunluğunu İslam ülkelerinde görüyoruz. Hemen aklımıza şu soru geliyor. Bunlar İslam ümmeti değil mi? Bunlar, Hz Peygamberimiz (sav) efendimizin kardeşlerim dediği ümmet değimli? Evet bunlar o ümmet. Ancak bu ümmet kurandan ve Sünneti Nebiden uzaklaşmış. Maddeleşmiş, dünya sevgisi, Allah ve Peygamber sevgisinin önüne geçmiş. Bundan dolayı basiretleri körelmiş ve gerçekleri göremez hale gelmişler. Hesap gününü unutmuşlar. Birbirlerinin kanını dökmeyi, terör örgütlerine yardım etmeyi, mazlum ve mağdur olan Müslümanlara yardım etmemeyi mubah görmüşler. Bu elim manzarayı, ehli küfür zevkle seyretmekte. Çünkü onları bu hale getiren kendileridir.

             Bu dünyadan nice zalimler, firavunlar, nemrutlar kendilerini ilah zannedenler gelip geçti. Günümüzdeki inkârcılar, zalimler ve darbeciler de gelip geçecektir. Sonuç olarak her kes bu dünyada ektiğini ahrette biçecektir. Çünkü dünya ahretin tarlasıdır. Burada yapılanların karşılığı ahirette tam olarak alınacaktır. Müslüman olarak bu durumu iyi anlamak lazım gelir. Ahireti mamur etmeyen dünya hayatı neye yarar. Yaşantımız dünyayı ve ahreti huzurlu hale getirmeğe vesile olmalıdır. O zaman geleceğe güvenle bakabiliriz. Bunu sağlamak için Allahın nimet olarak verdiği, ahretin tarlası olan bu dünyayı, insanlık ve İslam için değerlendirmemiz büyük önem arz etmektedir. Bu sayede toplumda huzur ve güven meydana gelir. Müslümanlar olarak birlik ve dirliğimiz güç kazanır. Mazlum ve mağdurlar bu durumdan istifade etmiş olurlar. Toplumu meydana getiren bireyler arasında sevgi ve saygı duygusu artar. Her kes sağlıklı düşünür ve hayırlı işler yapar hale gelir.

                                                                                         Tahsin ÖTGÜÇ- Emekli Müftü

 

 

 

 

           

 

           

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
23Kas

NEREDEN GELİP NEREYE GİDİYORUZ

16Kas

ALLAH’IN YARDIMI MÜMİNE HASTIR

09Kas

DÜNYA SAHİPSİZ DEĞİLDİR

02Kas
26Ekm

MEVLİD-İ NEBİ