PAZARTESİ SENDROMU


Malumunuz ilkokul döneminde başlayan, iş hayatı döneminde devam eden ve ancak ve ancak emeklilik döneminde son bulan bu illetin ismi her ne kadar Pazartesi Sendromu olsa da en vurucu zamanı Pazar akşamıdır.

Pazar günü mışıl mışıl doyasıya uyuduğun tatlış uykundan uyanırsın, öğlene doğru kahvaltını yaparsın. Kahvaltıdan sonra bu sendrom yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlar. “Daha akşama çok var.” Deyip kendini avutursun, içine bir irkilme gelir ama saat daha erkendir. Sonra akşam olur. Pazartesi gününe hazırlık yapmaya başlarsın, iyiden iyiye kendini hissettirir. Adeta pik seviyeye ulaşır. Öğrenciysen ödevlerini yaparsın, annen önlüğünü, gömleğini falan ütüler. Evi ütü kokusu sarar. Bu kokuyu çok iyi bilirsin. Bu koku resmen leş gibi Pazartesi kokar. İşçiysen aynı şekilde kıyafetlerini hazırlarsın, ayakkabını boyarsın ve en sonunda sakal traşı olursun. İşte beni en çok bu anda vurur; sakal traşı olurken. İçime bir daral gelir, yarın Pazartesidir. Sonra banyonu falan yapıp son hazırlıklarını tamamlarsın.  Bunalım haliyle bir iki malak dizi izleyip uykuya dalarsın.

Sabah saat çalar uyanırsın, bir sağa bir sola dönersin, önce tek gözünü açarsın, diğer gözünü bir müddet dinlendirirsin. Ne kadar çırpınsan da nafile o sıcacık yataktan çıkıp yüzünü yıkarsın. Aynada suratına bakarsın, suratın dokuzu çeyrek geçiyordur. Bir hışımda giyinip çıkıp işe, okula yürürsün. Sokakta insanları görürsün, hepsinde bir gariplik, uyuşukluk, mutsuzluk… Biraz iyi gelir, yalnız olmadığını hissedersin. Okula gidiyorsan derse girdiğinde, işe gidiyorsan çayını içtiğinde sendrom biter, birşeyciğin kalmaz. Bütün o kötü ruh hali üzerinden gider. Sanki dünden beri kendine sıkıntı yapan sen değilsindir.

Sendromun genel seyri bu şekilde olsa da insandan insana, zamandan zamana değişkinlik gösterebilir. Okullar tatil olduğunda bir anda yok olur. Bayram tatili, kar tatili vb. durumlarda bir süreliğine yok olsa da dönüşler de daha da vurucudur. İstisnalar kaideyi bozmaz. Bazı insanlarda olmayabilir ama bir öğrenci pazartesiyi iple çekiyorsa büyük ihtimalle ya kafası güzeldir, ya da kafasındaki.

İnsan nefsi rahata, kolaya hemen alışır ve daha fazlasını ister. Küçükken arkadaşlarla hayal kurardık, “Keşke bir hafta üç gün olsa.” Derdik; Cuma, Cumartesi, Pazar. İnanın bir hafta üç gün olsaydı, bu sefer de iki buçuk gün olmasını isterdik. Yani insan hep ister. Bu isteklerin sonu yok. Hafta sonu tatili üç gün olsa Salı sendromu, dört gün olsa Çarşamba sendromu olur.

Uzun lafın kısası Pazartesi sendromu diye bir sendrom yoktur. Nefis sendromu vardır. En iyisi şikayet etmemek ve şükretmek. Kim bilir belki de Pazartesi sendromuna girebilmek isteyen bir sürü insan vardır.

Sevdiğim söz: “Kim kazandı? Atom bombasını Hiroşima’ya atan mı? Everest’in tepesine ilk kez varan mı? Doksanıncı dakikada maçı alan mı? Diriler mi, ölüler mi? Çobanlar mı, sürüler mi? Efendiler mi, köleler mi? Kim kazandı? Sevgili dost herkes kaybetti, ölüm kazandı.” – A. Ali Ural

Konu hakkındaki düşüncelerinizi aşağıdaki e-mail adresine yazabilirsiniz. Diğer görüş ve önerileriniz için de yazabilirsiniz.

e-mail: b.bulut.hergun@gmail.com

b.bulut.hergun@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Haz

ARA

05Haz

OTOBAN

29May
22May

ARKA SIRADAKİLER

15May

BASİT YAŞAYACAKSIN BASİT