TUNÇ TBMM'DE CHP GRUP ÖNERİSİ ALEYHİNDE KONUŞTU

'Basın özgürlüğü kılıfına sığınarak suç işlenmesine de karşıyız'

TUNÇ TBMM'DE CHP GRUP ÖNERİSİ ALEYHİNDE KONUŞTU

 

Haber Merkezi

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, TBMM Genel Kurulunda CHP’nin basın özgürlüğü ile ilgili grup önerisinin aleyhinde yaptığı konuşmada, Türkiye’de basın özgürlüğü aleyhinde kasıtlı ve maksatlı bir kara propaganda yapıldığını belirterek           Basın özgürlüğünün sonuna kadar arkasındayız ancak. basın özgürlüğü kılıfına sığınarak suç işleme özgürlüğüne de karşıyız” dedi.

Terör olayları sonrasında alınan yayın yasakları, Mit tırları soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteciler ve bazı haberleri yaptıkları için soruşturma açılan gazetecilerin konu edinildiği CHP Grup önerisin hakkında konuşan AK Parti Bartın milletvekili Yılmaz Tunç, “Terör olaylarına ilişkin yayın yasaklarının soruşturmanın selameti açısından verilen ve basın özgürlüğü ile alakası olmayan, kamu yararı ve kamu güvenliği göz önünde bulundurularak verilen yasaklardır. Delillerin karartılmaması, toplumda korku ve kaygı oluşmaması açısından tüm demokratik ülkelerde bu tür kararlar alınır” dedi.

“KİMSE BU ŞEKİLDE YORUMLAMIYOR”

Avrupa’da ve gelişmiş bir çok demokratik ülkede, terör olayları sonrasında bu tür uygulamaların yapıldığını belirten  Tunç,  “Kimse de bu yayın yasaklarını basın özgürlüğüne müdahale ediliyor şeklinde yorumlamamaktadır. Daha yakın zamanda Fransa’daki saldırılarda, İngiltere’de ki terör olaylarında, izin verilenler dışında tek bir kare bile yayınlanmadığını hepimiz görüyoruz. Bu yayın yasağı, suçluların yakalanması açısından ve olay sonrası terör örgütünün amaçladığı toplumu kaygı ve korkuya sevk edecek bir durumun ortaya çıkmaması amacıyla verildiği hepimizin malumudur” şeklinde konuştu.

“BU PROPAGANDA KASITLIDIR”

Türkiye’de özellikle son yıllarda, gazetecilere baskı yapıldığı, basın özgürlüğünün olmadığı yönünde yoğun bir propaganda yapılmakta olduğunu belirten Milletvekili Tunç, “Bu propaganda kasıtlıdır. Bir maksada yöneliktir. Gazeteciler, en ağır eleştirileri hükümete karşı rahatlıkla yapabilmektedirler, hatta  eleştiri sınırlarını aşan, haberler, yazılar, karikatürler yayınlanmaktadır. Ancak gazetecilik faaliyeti arkasına sığınarak, suç işleyenler hakkında yargının gerekli soruşturmaları açtığında da basın özgürlüğü ihlal ediliyor sesleri yükselmektedir. Gazetecilik faaliyeti kılıfı altında suç işlenmesine hiçbir hukuk devleti seyirci kalamaz” dedi.

“FARKLI SUÇLARDAN DOLAYI”

“Türkiye’de bazı kişilerin tutuklanması, o kişilerin gazetecilik faaliyetinden ya da görüşlerinden dolayı değil, hukuku çiğnemelerinden, adi suçlardan tutunda terör örgütüne mensubiyete kadar uzanan farklı suçlardan dolayıdır” diyen Milletvekili Tunç,  “Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan hükümlü veya tutuklulardan gazeteci olduğunu beyan eden –ki bunların çoğunun sarı basın kartı yoktur.  Sarı basın kartı olan sayısı da çok azdır. Bir kısmı da gazete ya da basın kuruluşlarında gazetecilik dışında başka bir görevle çalışmış olabilir- şahıslardan 10 tanesi adam öldürme suçundan, 3 tanesi hırsızlık suçundan, 3 tanesi çocuğa karşı cinsel istismar suçundan, 21 tanesi çeşitli adli suçlardan, bunlar mühür fekkinden tutun da çok değişik nitelikteki suçlara kadar, 109 tanesi de FETÖ’den tutuklu ya da hükümlüdür, geriye kalanlar ise diğer terör suçlarından tutuklu ya da hükümlü bulunmaktadır” ifadelerinde bulundu.

“DARBECİLERE DESTEK OLMAK BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR”

Milletvekili Tunç konuşmasının devamında “Terör propagandası yapmak, şiddeti önermek basın özgürlüğüne girmez, bunu yapan suç işlemiş olur. Basın özgürlüğünden anlaşılan eskisi gibi hükümet kurup, hükümet yıkan bir medya gücüne sahip olmaksa artık bunun olmayacağı bir ülkede yaşıyoruz. FETÖ/PDY’ye mensup 16 civarındaki televizyon ve radyo kanalı ve gazeteye el konulduğunda sahip çıkanlar, yaptırmayız diyenler, kalkan olan siyasetçileri dinleseydik, 15 temmuz darbe girişimini gerçekleştiren hainlerin sesi o gece daha yüksek çıkacaktı, milletimiz karşısında başarılı olamayacaklardı ama, bu ülkeye çok daha büyük bir zarar verilmiş olacaktı. Darbenin medya ayağı sayesinde belki bu günkünden çok daha farklı bir durum ortaya çıkacak ve ülkemiz karanlığa gömülecekti. O günleri hatırlayalım, o günlerde o basın kuruluşlarına kalkan olanlar, yaptıkları yanlışın farkına bu gün varmış olmaları gerekir. Darbecilere destek olmak basın özgürlüğü değildir, Darbecilerle birlikte olmak basın özgürlüğü değildir” Dedi.

“MİLLİ SİLAHLARINI ÜRETEN BİR ÜLKE HALİNE GELDİK”

Türkiye’nin 2002 yılından itibaren her alanda büyük bir atılım, gelişme ve kalkınma hamlesi başlattığını belirten Milletvekili Tunç,           Türkiye, İMF ile defterini kapatmış, her alanda yatırımlar büyük bir hız kazanmış, milli silahlarını üreten bir ülke haline gelmiştir. Küresel güçlerin Ortadoğu üzerindeki planları karşısında tavır koyan haksızlıklara karşı duran Türkiye, bir taraftan halkının refahını artırırken, diğer taraftan da dış politikadaki dik ve doğru duruşu nedeniyle dünyada birilerinin işine gelmedi” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ GÜÇSÜZ DÜŞÜRMEK İÇİN PLANLAR DEVREYE SOKULDU”    

Özellikle son 5 yılda Türkiye’nin istikrarını bozmak, Türkiye’yi güçsüz düşürmek için planların devreye sokulduğunu belirten Milletvekili Tunç, “2012 yılında MİT müsteşarının tutuklanmaya kalkışılması, 2013 Gezi olayları ile milletimizin huzurunun bozulmaya çalışması, 17/25 Aralık yargı darbesi ile meşru hükümetin gayrimeşru yollardan iktidardan düşürülmek istenmesi, 2014 yılında MİT tırlarının durdurulması girişimi ile, Türkiye’yi teröre destek veren ülke konumuna düşürülerek, uluslararası arenada yalan yanlış kara propagandaya destek olunması, 6-7 Ekim Kobani olayları, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere ülkemizde gerçekleştirilen bombalı saldırılarda yüzlerce masum insanımızın şehit edilmesi. Ve tüm bunların yanı sıra, ülkemizin güneydoğusunda PKK’nın hendek kazarak terör olaylarını şehir merkezlerine taşıması. Ve bu olayların hepsi aynı yerden kumanda edilen, DAEŞ, PKK, PYD, DHKPC ve FETÖ terör örgütlerinin maşa olarak kullanıldığı olaylardır. Tüm bu olaylar 12 Eylül öncesinde olduğu gibi, 15 Temmuza giden süreçte birer kilometre taşı olarak kullanılmış ancak darbe girişimi başarısız olmuştur. Bu kilometre taşlarından olan Mit tırlarının durdurulması olayı da Enis Berberoğlu’nun tutuklanması ile tekrar gündemimize oturdu.” Dedi.

“BAZI GAZETECİLER DE BU OLAYI DÜNYA GÜNDEMİNE OTURTMAYA ÇALIŞMIŞTIR”

“Öncelikle MİT tırları olayının ne olduğunu hatırlamakta fayda var diyen” Milletvekili Tunç, “Suriye’deki iç savaş başladıktan sonra orada bulunan soydaşlarımız mağdur olmaya başlamış terör örgütleri karşısında kendilerini savunamaz hale gelmişlerdir. Bundan dolayı Türkiye Cumhuriyeti Suriye’nin kuzeyinde bulunan Türkmenlere MİT aracılığıyla kendilerini savunabilmeleri ve hayatlarını idame ettirebilmeleri için çeşitli yardımlarda bulunmuştur. İşte bu yardımlardan birini taşıyan MİT konvoyu 19 Ocak 2014 tarihinde terör örgütlerine silah sevkiyatı yapıldığı gerekçesiyle FETÖ’nün tetikçisi olan savcılar ve jandarmalar tarafından durdurularak operasyonda görev alan MİT mensupları tutuklanmış, operasyona ait fotoğraflar videolar basına sızdırılmış, örgüte ait medya kuruluşları ve bu örgüte yakın bazı gazeteciler de bu olayı dünya gündemine oturtmaya çalışmıştır.” Şeklinde konuştu.

“GÖRÜŞMELERİ TESPİT EDİLDİĞİ İDDİASI İLE DAVA AÇILMIŞTIR”

Milletvekili Tunç konuşmasında; “FETÖ’nün yargı, iç güvenlik ve basın alanlarındaki militanlarını koordineli bir şekilde kullandığı bu operasyonla Türkiye Cumhuriyetini terör örgütlerine yardım yapan bir ülke olarak göstererek uluslararası alanda zor duruma düşürmeye çalışmış hatta Türkiye Cumhuriyetinin terör örgütlerine silah sağlama suçundan Lahey uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanacağı şeklinde söylentiler çıkarılmıştır. Olaydan tam 1,5 yıl sonra 29 Mayıs 2015 tarihinde yani 7 Haziran seçimlerinden bir hafta önce, yine seçim öncesi toplumu etkilemek için Cumhuriyet Gazetesi tarafından bir haber yapılmış ve mit tırları ile ilgili olduğu iddia edilen görüntüler yayınlanmıştır. Bu yayın ile alakalı olarak; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmış, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT'e ait yardım tırlarının durdurulması olayına ilişkin gizli kalması gereken bilgi ve fotoğraflara Cumhuriyet gazetesinde yer verdikleri gerekçesiyle yargılanan Dündar ve Gül hakkında mahkumiyet kararı vermiştir. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sürecinde Can Dündar'ın yazdığı kitapta "bana görüntüleri solcu bir milletvekili verdi" şeklindeki açıklamasının ardından yapılan soruşturma sonrasında CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında soruşturma açılmış, yapılan soruşturmada HTS kayıtları ve diğer delillerle, Berberoğlu’nun Dündar ile bu konudaki görüşmeleri tespit edildiği iddiası ile dava açılmıştır.” Dedi.

“ 7 GÜN İÇERİSİNDE İTİRAZ EDİLEBİLECEĞİNE KARAR VERİLDİ”  

Mahkeme Tutuksuz yargılanan Enis Berberoğlu hakkındaki kararını açıkladığını ve “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçunu işlediği sabit olmakla beraber, suçun işlenişi biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, sanığın güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiğini belirten Milletvekili Tunç, Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususları, sanık lehine takdiri hafifletici sebep olarak kabul eden mahkeme, Berberoğlu’nun cezasını 25 yıla indirdiğini,  CMK 100 Gereğince de tutuklanmasına ve tutuklamaya karşı, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 7 gün içerisinde itiraz edilebileceğine karar verildi.” Dedi.

“BU BİR YARGI KARARIDIR”

Milletvekili Tunç konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu bir yargı kararıdır. Eleştirilebilir. İtiraz yolu açıktır. Bir Milletvekilinin tutuklanmasını hiç kimse olumlu karşılayamaz, ancak mevcut durum dokunulmazlık kapsamı dışında bir davadır. İstinaf ve Temyiz yolu da açıktır. Mahkeme kararlarını eleştirebiliriz, doğru bulmayabiliriz, ancak yargının vermiş olduğu karar üzerinden iktidarı yıpratmaya çalışmak, toplumu sokağa davet etmek son derece tehlikeli ve hukuk devletinde olmaması gereken bir davranıştır. Bu ülkede partiler kapatıldı, hiç kimse sokağa davet edilmedi. Bu ülkede meşruiyeti olmayan kararlarla başbakan bakanlar asıldı, bu millet sokağa davet edilmedi.”

“SON DERECE YANLIŞ”

Yargının verdiği kararları hükümete, Cumhurbaşkanına, AK Parti’ye mal etmenin son derece yanlış olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Yargı kararlarının denetiminin nasıl olacağı Anayasamızda ve kanunlarımızda bellidir. Anayasamız 9 ve 138’inci maddelerinde hâkimlerin bağımsızlığı ilkesini kabul edilmiştir. 9. Maddede “yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır”. 138’inci madde ise “hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar” demektedir. O nedenle, yargının vermiş olduğu ve henüz kesin olmayan bir karar nedeniyle hukuk devletine zarar verecek davranışlardan kaçınılması gerekir. Ancak basın özgürlüğü arkasına sığınarak suç işleme özgürlüğünün de olmadığını belirtmek istiyorum” Dedi.