Akşener: 'Bir tarafta ormanlar, bir tarafta esnaf ve tencere yanıyor'

Bartın, Amasra ve Kumluca'da esnaf ziyaretleri gerçekleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Türkiye'nin bir tarafında ormanların, bir tarafında da esnafların ve tencerenin yandığını söyledi. Orman yangınlarının olduğu yerleri tek tek gezdiğini ifade eden Genel Başkan Akşener, yangın bölgelerinde koordinasyon eksikliği ve mücadelede zafiyet olduğunu kaydetti. Akşener, yangın bölgelerindeki koordinasyon kurullarında Millet İttifakı Belediyelerinin 'Misafir sanatçı' gibi bırakıldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yerleşim yerlerinde bu tür yangın vesaire gibi konularda belediyelerin sorumlu olduğuna dair sözleriyle ilgili ise Akşener, 'Cumhurbaşkanına böyle bir şey de söylettirilir mi? Her bir konunun cumhurbaşkanının iki dudağı arasına sıkıştırıldığı bir yönetim sistemi içerisinde o tek kişiye yanlış bilgi verip yanlış söz söylettiğiniz de rezil olursunuz. Nitekim de öyle oldu' dedi.

PAYLAŞ
Akşener: 'Bir tarafta ormanlar, bir tarafta esnaf ve tencere yanıyor'
Bartın, Amasra ve Kumluca’da esnaf ziyaretleri gerçekleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Türkiye’nin bir tarafında ormanların, bir tarafında da esnafların ve tencerenin yandığını söyledi. Orman yangınlarının olduğu yerleri tek tek gezdiğini ifade eden Genel Başkan Akşener, yangın bölgelerinde koordinasyon eksikliği ve mücadelede zafiyet olduğunu kaydetti. Akşener, yangın bölgelerindeki koordinasyon kurullarında Millet İttifakı Belediyelerinin “Misafir sanatçı” gibi bırakıldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerleşim yerlerinde bu tür yangın vesaire gibi konularda belediyelerin sorumlu olduğuna dair sözleriyle ilgili ise Akşener, “Cumhurbaşkanına böyle bir şey de söylettirilir mi? Her bir konunun cumhurbaşkanının iki dudağı arasına sıkıştırıldığı bir yönetim sistemi içerisinde o tek kişiye yanlış bilgi verip yanlış söz söylettiğiniz de rezil olursunuz. Nitekim de öyle oldu” dedi.
Bartın Hergün Gazetesi - Nurdan EROĞLU

Türkiye’nin birçok ilinde çeşitli zamanlarda esnaf ziyaretleri gerçekleştiren ve esnaf ile vatandaşların sorunlarını ve taleplerini dinleyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in son durağı Bartın oldu. Esnaf ziyaretleri yapmak için Bartın’a gelen Genel Başkan Akşener, ziyaretlerine Amasra İlçesi esnafıyla başladı. Amasra’da esnafları tek tek ziyaret eden Akşener’e İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Kasapoğlu ve partililer de eşlik ederken Akşener esnafa hem hayırlı işler diledi hem de işlerin nasıl olduğunu sordu.

Hem sohbet etti hem de alışveriş yaptı

Meral Akşener, Amasra’nın ardından ise Bartın şehir merkezinde Galla Pazarındaki pazarcı kadın esnafını ziyaret etti. Özellikle kadınların Akşener’e ilgisinin yoğun olurken Akşener, hem tezgahtaki pazarcı kadınlarla sohbet etti hem de tezgahtan kadınların kendi emekleriyle yetiştirdikleri sebze ve meyvelerden satın aldı. Akşener kadınlara işlerinin nasıl olduğunu sorarken çevredeki vatandaşlarla da ara ara fotoğraf çektirdi.

Gürgenpınarı’nda halka çay sohbeti yaptı

Meral Akşener Galla Pazarı ziyareti sonrasında ise Gürgenpınarı Mahallesindeki bir kahvede vatandaşlarla çay sohbeti gerçekleştirdi. Akşener, burada hem vatandaşların hem de gazetecilerin ülkenin son günlerde gündeminde yer alan Sureyli ve Afgan göçmenler ile orman yangınlarıyla ilgili sorularını da yanıtladı.

“Bugünküler anlaşmayı imzalamış ve Türkiye hendek olmuş”

Akşener, bir vatandaşların Suriyeli ve Afgan göçmenlerle ilgili sorusunu şöyle yanıtladı:

“Dışişleri Bakanlığında müsteşar bey beni aradı “Siz İçişleri Bakanlığında görev yaptınız. Bu mülteci meselesi çok eski bir iştir. Dolayısıyla sizin bu konuda bilgisi var. Sizi biz Avrupa Parlamentosuna göndermek istiyoruz” dedi. Bende yeterli lisanımın olmadığını söyledim. Kendisi “Siz konuyu biliyorsunuz. Biz yeterli tercüman vereceğiz” dedi. o dönem gittik. Avrupa Parlamentosunda bir karar alacaklar. Her yerden göç var ama bunlar Avrupa’ya gitmek istiyor. Türkiye geçiş yeri. Avrupalı bize “Sizde kalsın” diyor. Onun adına hendek denir. Bunu o günkü ANASOL-M hükümeti reddedilebilsin diye beni gönderdiler ve biz o günkü o kararı engelledik. Sonra 2002 baraj altı kaldı. 2007’de Meclis Başkan Vekili oldum. O zaman gördüğüm şey. Bugünküler anlaşmayı imzalamış ve Türkiye hendek olmuş. Yani nereden kim gelirse Türkiye’de kalır olmuş.

“Afganlar Taliban’a karşı senle savaştıysa o zaman bunları kendi ülkene Amerika’ya al”

Suriye ile ilgi malum mevzu olduktan sonra 4-5 milyon diyorlar Suriyeli Türkiye’ye geldi. Soru şu: Biz bu insanları ne yapacağız? Sayın Erdoğan bunu Batı’ya karşı şantaj malzemesi gibi kullandığını zannediyor ama bunu yemiyorlar. Arkasından Afganlar gelmeye başladı. Afganlarla ilgili dedikodu şu; Bunlar Taliban’a karşı Amerikalılarla birlikte savaşmış bir insan grubu. Gelen Afganların Amerikalılar tarafından bunları Türkiye alın denildiği söyleniyor. Bunlar Taliban’a karşı senle savaşmışlar. O zaman bunları kendi ülkene Amerika’ya al. Bir tarafta insanlar var ve bunların sayıları gittikçe artıyor. Hatta demografimizi değiştirecek derecede artıyor. Diğer taraftan ucuz çalıştırılıyor, insanlar işsiz.

“Herkes kulak üstüne yattı, şimdi Sureliyeliler meselesi çok derin bir sorun”

Biz göçle ilgili çok ciddi bir çalışma yaptık. 2 yıl önce ben Sayın Erdoğan’a seslendim. “Sen burnum düşse almıyorum modelindeysen ben devlet adına Beşar Esad’a gönder. Can güvenliğini de sağlayalım. Bu insanlar memleketimizden gitsin” dedim. Yani iterek kakarak değil, can güvenliğini de sağlayarak ülkelerine gitsinler dedim ama tık, herkes kulak üstüne yattı. Şimdi Sureliyeliler meselesi çok derin bir sorun. Vatandaş bunun farkında ama yönetenler kulak arkası etmeye devam ediyor.

“Bu insanları kamyonlara doldurup atamazsınız neticede”

Afgan olsun, Türkmen olsun, alevi olsun ya da Suriyeli olsun. Neticede hepsi insan. Bunun için bir tatlı dile ihtiyacımız var. Düşmanlık da doğru değil. Ama akın akın göçün olduğu bir durumda da bunun bir sorumlusu olması lazım. Ben sorumlulara           Beni devlet adına gönde Beşar Esad’a can güvenliğini de sağlayarak ülkelerine geri döndürelim” dedim. Bu insanları kamyonlara doldurup atamazsınız neticede. O yönetimle anlaşıp can güvenliklerinin sağlanması lazım. Sen gidemiyorsan beni gönder kardeşim. Geçmişte bunlar olurdu. Dolayısıyla sende burnunu yerden almamış olurdun. Ben muhalefet partisi genel başkanıyım. Cinsiyetim de kadın. “Senin adına, devlet adına çözeceğim” diyorum. Tartışmamız gereken bunlar. Çözüm yolları var. Bunun için biz bunu insanlığa yakışır şekilde çözmek zorundayız.”

“Cumhurbaşkanına böyle bir şey de söylettirilir mi?”

Genel Başkan Akşener, devam eden orman yangınları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerleşim yerlerinde bu tür yangın vesaire gibi konularda belediyelerin sorumlu olduğuna dair sözleriyle ilgili ise şunları söyledi:

“Sayın Erdoğan aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevi de yapmış bir insan. Onların döneminde büyükşehir belediye sınırlarıyla ilgili pek çok yasa çıktı. Yani 3030 Sayılı Yasayla Sayın Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetti. Daha sonra onun başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok değişiklik oldu. Kendisine yanlış bir bilgi verilmiş. Yani siyaset yapılır hay hay. Karşı taraf suçlanır hay hay. O dille gidilir. Olmasa iyi ama biz buna alıştık. Cumhurbaşkanı her şeyi bilmek zorunda değil. Değişen kanunların çerçevesini bilir gerisini bilmek zorunda değil. Fakat Cumhurbaşkanına böyle bir şey de söylettirilir mi? Her bir konunun cumhurbaşkanının iki dudağı arasına sıkıştırıldığı bir yönetim sistemi içerisinde o tek kişiye yanlış bilgi verip yanlış söz söylettiğiniz de rezil olursunuz. Nitekim de öyle oldu. Böyle bir durum yok. Bu yanlış bilgi.

“Orman yangınları koordinasyon kurullarında Millet İttifakı Belediyeleri misafir sanatçı haline getirilmiş”

Pazar günü yanan yerleri tek tek gezdim. Hatta orada şunu gördüm. Koordinasyon kurulları var, ekipler kurulmuş. İlçede kaymakamlık, şehirde valilik riyasetinde kurulmuş. Koordinasyon kurulları içinde belediyelerinde yer alması gerekiyordu. Ancak Millet İttifakı Belediyeleri misafir sanatçı haline getirilmiş. Halbuki bu iki oluşumu yan yana getirdiğiniz zaman elinizdeki insan kaynağı hem artar hem de aynı yerde çalışır. Ama elinizdeki insan kaynağını böldüğünüz zaman biri orada biri burada çalışır, kimin de ne yaptığından haberi olmaz. Dolayısıyla verimlilik düşer. Hem bu iki kaynağı bir araya getirdiğiniz de ekonomik manada da bir güç bir araya gelir.

“Eleştirecek çok şey var ama bugün bunu yapmayacağız”

Hatta ben o zaman dedim ki; Sahada çalışan bütün bakanlıkların ve belediyelerin mensuplarına, bütün gönüllülere teşekkür ediyorum. Eleştirecek çok şey var ama bugün bunu yapmayacağız. Ama sizden isteğim ve önerim şudur bu koordinasyon merkezlerini birleştirin. Zaten valinin riyasetinde olduğu zaman belediye başkanı valiye talimat verecek konumda değil. Orada bir mesafe alınıp alınmadığımdan bir bilgim yok.

“Yangınların sebebinin devlet tarafından araştırılıp ortaya çıkarılması lazım”

Yangınların çıkmasıyla ilgili söndürülmesindeki eksiklik tartışılmasın diye özellikle Pelikan tayfasından PKK’ya dair iddialar çıktı. PKK ya da başka bir terör örgütü mensubu, bir kişi veya kişiler kundaklamışsa devlet bunu çok hızlı araştırıp kamuoyuyla paylaşmalıdır. Gerçekten kundaksa ve bu bir terör örgütü mensubu tarafından yapılmışsa her ağaç bölgesine bu dikkatle bakarsınız. Veya kendiliğinden çıkmışsa bu da olabilir, bilmiyoruz çünkü aşırı sıcakta Kızılçam’ın böyle bir yönü olduğunu da söylüyorlar. Bu da başka araştırılması gereken bir yön. Yani bunun devlet tarafından araştırılıp ortaya çıkarılması lazım.

“Mücadelede müthiş bir zaaf var”

Şuana kadarda orada çalışanlara olumlu desteğin dışında herhangi bir tanımlamam olmadı. Buna aşırı dikkat ediyorum. Ayrımcılığın ortadan kalkması lazım. “CHP’nin Millet İttifak’ın Belediyesi” diyip merkezi iktidarın dışında tutulmamalı. Koordinasyon eksiklikleri var. Bir de mücadelede müthiş bir zaaf var. Onu da şimdilik kenara koyduk. Daha sonra konuşacağız. Şuanda sahada olanların moralini bozmak istemiyoruz.

“Esnaf yanıyor, tencere yanıyor”

“Bana orada yangın varken niye buradasın” diyebilirsiniz. Ben yangının bulunduğu her bir yeri gezdim ama Türkiye’nin diğer yerlerinde de esnaf yanıyor, tencere yanıyor. O yangının yanında bu yangını da görmek durumundayız ki yangınlar söndürülsün. Genç bir pazarcı kadın geldi yanıma fotoğraf çektirmeye. “Ne kadar kazanıyorsun” dedim. “Ayda 1000 TL ile 1500 TL kazanıyorum. Kocam çalışıyor 4000 TL alıyor” dedi. 2 çocuğu var. Tabletinin olup olmadığını sordum “Yok. İnterneti yeni bağlattık” dedi. Bu çocukların İstanbul’da tableti olan öğrencilerle yarışma imkan var mı? Yok. Bunun da kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Bu çocuklar derse EBA’dan giriyorsa bu ülkeyi, devleti yönetenler her bir köye ücretsiz internet getirmek zorundadır.”

Meral Akşener, Bartın şehir merkezindeki ziyaretlerinin ardından Kumluca Beldesine hareket etti. ve Belde esnafı ile vatandaşlarla bir süre sohbet ettikten sonra Bartın programını noktaladı.

 

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN