SABRIN SONU SELAMETTİR


Dünya sahnesinde yaşayan insanoğlu, yaşadığı süreçte zaman, zaman, sıkıntılı anlar, meşakkatli durumlarla karşılaşabilir. Nitekim Hz Âdem peygamberden itibaren bizim peygamberimiz Hz Muhammet Mustafa (sav) efendimize kadar yeryüzünde yaşayan insan toplumlarına Allah tarafından gönderilen her peygamber pek çok zorluk, meşakkat, sıkıntı ve elem verici durumlarla karşılaşmışlardır. Bunları, peygamberler tarihinden öğrenebiliyoruz.  Hiçbir peygamber çeşitli zorluklar karşısında pes etmemiştir. Allah’a tevekkül ederek ondan yardım isteğini sürdürmekle başarıya ulaşmak için sabır ve sebatla çalışmaya devam etmişlerdir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimizi doğup büyüdüğü yer olan Mekke rahat bırakmayan müşrikler, Ona insanlık dışı her muameleyi reva görmüşlerdir. Ancak peygamberimiz bu olumsuz tablo karşısında hiçbir zaman ümitsizliğe düşmeden risalet görevini sürdürmüştür. Bu hususta Cenabı Hak peygamberimize hitaben: ( Ey Muhammed) o halde “Azim sahibi peygamberler nasıl sabretti ise sen de öyle sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış topluluklar helak edilir,”  buyurmuştur. Ahkaf,35.            

            Sabır, :zorluk ve meşakkate göğüs germe, Allah’a tevekkül ederek ondan gelen sıkıntılara katlanma anlamında kullanılan ahlaki bir terimdir. Sabır başarının anahtarıdır. Sabırlı olmayan, sabır gösteremeyen hiçbir kimse başarıya ulaşamaz. Başladığı bir işi kendi lehine olacak şekilde bitiremez. Bu bakımdan hangi işle meşgul olunursa olunsun, hangi meslek icra edilirse edilsin önce yapılacak iş ve meslek sevilmelidir. Sevilen işte ve meslekte başarılı olmak için karşımıza çıkabilecek zorluk ve engellere karşı mutlaka sabır ve sebat göstermek durumundayız.. Başarma ümidini yitirmeden Allah’ın yardımıyla zorluğu yenebileceğimiz ümidi içinde çalışmaya devam etmek önem arz eder. Sabır, çalışma ve gayretle beraber yürüdüğünde başarılı sonuç alınabilir. Değilse, nasıl olsa elimden bir şey gelmiyor deyip acizlik içinde beklemekle arzu edilen noktaya ulaşılamaz.  

            Yaşadığımız toplum içinde başlangıçta fakir iken zengin olan, işçi iken işveren,

öğrenci iken öğretmen, mutsuz iken mutlu olan, kendi kendine yetemez halde iken etrafındakilere yardım eder hale gelen pek çok insan örneğini görmek mümkündür.. İşte bütün bunların tabanında sabır ve sebatla çalışmaya devam etmek yatmaktadır. Bu nedenledir ki, sabrın sonu selamettir. Esenlik, huzur ve mutluluğa kavuşmadır. Arzu edilen yaşam standardına erişmedir. Dünyada hiçbir insan yoktur ki, sabır ve sebatla çalışmaya devam edip sonunda başarıya ulaşamasın. Böyle bir örnek bulunamaz. Asıl olan zorluklara göğüs gererek çalışma azmi içinde başarıya ulaşmaktır. Denir ya, bileğinin hakkıyla bu nimete sahip oldu.            

            Bu bakımdan içinde bulunduğumuz halden daha iyi bir duruma gelebilmek için çalışmaya devam etmek gerekir. Öğrenci isek daha iyi derece ile sınıf geçmek için çalışmaya, okuldan mezun olacak durumda isek, bilgi ve kültürle donanmış olarak mezuniyet belgesi alma gayret içinde olmak lazım gelir. Girdiğimiz imtihanlarda başarıya ulaşamamış olabiliriz. Bu, hayatın sonu demek değildir. Ümitsizliğe düşmeden sabırla çalışmaya, imtihana hazırlanmaya devam ederek, önümüze çıkabilecek her engeli ve zorluğu yenme adına uğraşı verirsek arzu ettiğimiz noktaya gelebiliriz.  Bunun için kendimize güvenmeliyiz. Çalışırsam yaparım inancına sahip olmalıyız. Yaşadığımız toplumda çalışırsam yaparım inancına sahip olup gayret gösterenlerin başarıya ulaştıklarını her zaman görmek mümkündür. Zira Allah Kur ’an’ında, Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir”, buyurmaktadır. Bakara,153. İnsana Allah’ın yardımı geldiği zaman, o insan, selamete, esenliğe kavuşur. Maddi ve manevi yönden huzura erer. Ulaşılması zor gözüken noktada kendisini bulabilir. Zira Allah, bir kuluna yürümesini, murat etmişse onu hiçbir güç durduramaz. Bu inançla hayata bakılmalıdır. Sonuçta mutlaka Allah’ın istediği olacaktır. Ancak kul, kendine düşen görevi zaman içinde icra etmelidir. 

                                                                                  Tahsin ÖTGÜÇ – Emekli Müftü

                                                                                                                       

                            

                                                                                                          

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Eyl
21Eyl

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

14Eyl

ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ

07Eyl

İSAMOFOBİ VE TERÖR

31Ağs

İNSAN VE İNSANLIK