KUTLU DOĞUMUN ARDINDAN


KUTLU DOĞUMUN ARDINDAN

Her yıl olduğu gibi bu yıl da âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz ( sav) efendimizin kutlu doğumunu çeşitli etkinliklerle kutladık. Hafta boyu bu seneki kutlu doğum teması olan Hz Peygamber ve güven toplumu konusu, çeşitli alt başlıklar altında işlendi. Okuduklarımız, dinlediklerimiz ve yazdıklarımız bizlerde iz bırakması gerekmektedir. Efendimizi anmaya ve anlamaya çalışırken bizlerde bir heyecan, bir uyanış olması tabiidir. Yüce Allah kuranında “ O peygamber size ne getirmişse onu alın, ve size neyi yasaklamışsa ondan kaçının ” Haşr, 7. buyurarak Müslümanlar için şifa kaynağı olan kurana sarılmanın gereğini beyan ediyor. Peygamberimizi sünnetine ittiba ederek uygun görmediği söylem ve eylemlerden kaçınılmasını bildirmektedir. Allahın rızasına ve sevgisine erişebilmek için peygamberimizin söz ve nasihatlerine uyarak yaşamanın önemi vurgulanmıştır.

Peygamberimiz (sav) efendimizin arzu ettiği güven toplumunu oluşturabilmek için yenileşmek gerekmektedir. Yeniden dirilme adına, Kurana ve efendimizin sünnetine sarılmak, okuyup anlamak ve yaşamak gerekmektedir. Değilse sadece ve sadece konuşmak ve dinlemek yeterli olmamaktadır. Efendimizin ahlakıyla hayatımıza yön vermek, öğrendiklerimizi yaşantımızla buluşturmak, Yüce Allahın bizleri murakabesi altında tuttuğunu, kalbimizdeki duygu ve düşüncelerimizi dahi bildiğini, söylem ve davranışlarımızdan sorumlu olduğumuzu, Allaha bir gün mutlaka hesap vereceğimizi düşünmemiz lazım gelir. Peygamberimiz (sav) efendimiz bir hadisinde: “ Sizden biriniz kendisi için sevdiğini, kardeşi için de sevmediği müddetçe gerçek manada iman etmiş olmaz”. Riyazüssalihin. Kendisinin arzu ettiğini, bir başka Müslüman için arzu edemeyen insanlar arasında güven duygusu oluşmaz. Kendisi için sevdiğini diğer bir kardeşi için sevmeyen kişi, adil değildir. İşte adaletin olmadığı yerde karşılıklı güven duygusundan söz edilemez. Aynı zamanda imanı kâmilin olmadığı yerde, doğruluk ve dürüstlük tabii sevgi ve saygıdan söz etmek oldukça zordur.

İçinde bulunduğumuz dünyadaki toplumlarda güven olmadığı için, kavga, kıskançlık, cana ve mala zarar verme, hayatı çekilmez hale getirme var. Müslüman Müslüman’a güven duymuyor. Kendi aralarında yardımlaşma ve dayanışma yok, paylaşım yok. Sevgi ve saygı istenilen düzeyde değil. Peygamberimiz (sav) efendimizin kutlu doğumunda kazandığımız manevi değerler sayesinde yukarıda izah ettiğimiz olumsuz tablonun iyileşmesi gerekmektedir. Eğer hayat tarzımızda müspet manada bir değişiklik olmuyorsa, o zaman kutlu doğumdan arzu ettiğimizi alamamışız demektir. Ümitsizliğe gerek yok. Samimi olarak Allah ve Resulünün çağrısına uyarsak, efendimizi anladığımız kadar hayatla buluşturursak kendimize geliriz. Sağlam konuşur, dosdoğru mana yolunda sağlam yürürüz. Bu da dünya ve ahret hayatımızın huzurlu ve mutlu olmasını sağlar. Vakit kaybetmeden bir yerden başlamak lazım gelir.

Peygamberimiz (sav) efendimiz bir hadislerinde “ Sizler mümin olmadıkça cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe mümin olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size bildireyim mi?. Aranızda selamı yayınız” buyurdular. Riyazüssalihin. Müslüman olarak birbirimizi sevmek, saygı duymak, değer vermek inancımızın bir gereğidir. Yani mümin böyle olması lazım gelir. Pek tabiidir ki, sevgi, saygı ve değer verme Allah için olacak, bir menfaat karşılığı olmayacaktır. Efendimiz, (sav) evlerinizi kuran okuma, namaz, dua, zikir ve tesbihatla nurlandırın buyurarak ailede huzur ve güven duygusunun oluşmasını istemektedir. Ailedeki bireyler arasında sevgi ve saygının var olması karşılıklı güven duygusunun oluşmasına bağlıdır. Buna büyük çapta ihtiyaç vardır. Aile yuvaları dirlik ve düzenlik içinde olursa, huzur ve mutluluk kendiliğinden gelir

inşallah. Huzurlu ve mutlu ailelerden sağlıklı toplum meydana gelir. Bu toplum güven toplumu olur. Bireyler arasında yardımlaşma ve paylaşım yerini alır. Her kes yarınlara ümit var olarak bakar. Her Müslüman’ ın arzu ettiği ortam bu olsa gerek. Arzu ettiğimiz bu şekildeki hayat tarzını oluşturmak adına efendimizin dünyaya teşriflerinin 1446. Seneyi devriyesindeki kutlu doğum etkinliklerinde okuduklarımızı ve dinlediklerimizi hayatımızla buluşturmalıyız. Ne kadar buluşturabiliyorsak o kadar huzur ve mutluluğu yakalarız. Aile ve toplumdaki huzur ve mutluluk, karşılıklı sevgi ve saygı kendiliğinden gelecektir inşallah. Evrensel ve cihan şümul peygamberimizin yeni bir kutlu doğumunda buluşmak ümidiyle. Salat ve selamımız üzerine olsun.

Tahsin ÖTGÜÇ

İl müftü yrd.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
28Eyl
21Eyl

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

14Eyl

ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ

07Eyl

İSAMOFOBİ VE TERÖR

31Ağs

İNSAN VE İNSANLIK