KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR


Dünya üzerinde hayatlarını idame ettiren insanlar, inançlarıyla, kültürleriyle ve sahip oldukları değerleriyle kendi aralarında dostluk kurarlar.  Birbirlerini sever, sırdaş olurlar. İslam’a göre asıl sevginin, Allah için olması önemlidir. Sahabeden Enes b, Malik’in  (r.a)  anlattığına göre Allah Resulü (s.a.s) bir gün halka vaaz ve nasihat ediyordu. O sırada bir bedevi çıkageldi. Hiç beklemeden gür sesiyle zihnini günlerdir meşgul eden sorusunu sordu: “ Ey Allah’ın elçisi, kıyamet ne zaman kopacak ?” Bu soruyu işiten Allah Resulünün yüzü asıldı. Biz ona “ Otur! Bak Allah Resulüne hoşlanmadığı bir şeyi sordun” dedik. Adam aynı soruyu üç defa tekrarladı. Tam o sırada namaz vakti geldi ve namaz için kamet getirildi. Allah Resulü namazı kıldırdıktan sonra döndü ve “ Kıyametin ne zaman kopacağını soran kişi nerede” diye sordu. Adam cevap verince Allah Resulü.” Peki, sen onun için ne hazırladın?” dedi. Adam, “ Ben onun için pek fazla namaz, oruç, zekât hazırlayamadım fakat ben Allah ve Resulünü çok seviyorum” dedi. Bunun üzerine sevgili peygamberimiz, “ Kişi, sevdiğiyle beraberdir ve sen de sevdiklerinle beraber olacaksın” buyurdu. Bu olayı nakleden Enes b, Malik Ashabın, Müslüman olduktan sonra Peygamberimizin bu sözünden daha fazla hiçbir şeye sevinmediklerini söylemiştir.

                İslam şerefiyle şereflenmiş bu haliyle dünya peygamberi Hz Muhammed’e ümmet olan Müslümanlar, kiminle dostluk kurulur, kiminle sırdaş olunur bunu bilerek dünya nimetlerinden istifade etmelidirler. Allah’ın rızasına uygun olmayan, peygamberimizin hayatıyla bütünleşmeyen bir ortamda Müslümanların yer alması, İslami açıdan doğru olmasa gerek.  Bu gün dünyanın pek çok yerlerinde Müslüman olduklarından dolayı itilen, kakılan, yerlerinden yurtlarından edilen mazlum ve mağdur insanlara yardım edilmesi gerekiyor. Allah’ın verdiği imkânları, Müslümanların birliği ve dirliği için harcamak gerekiyor. Dünyaya baktığımızda: Gayri Müslimlerin birbirleriyle dayanışma içinde olduklarını, zamanı geldiğinde haksız da olsalar birbirlerini savunduklarını ve yardım ettiklerine şahit oluyoruz. Peki, İslam devletleri aynı durumda mı? Hayır, bunların bir kısmı birbirleriyle boğuşuyor. Bir kısmı gayri Müslimlerin istekleri doğrultusunda hareket ediyor. Libya’daki meşru hükümete karşı koyan örgüte para ve silah yardımı yaparak,  Filistin halkına hayatı çekilmez hale getiren İsrail’le normalleşme adı altında sözleşme imzalayarak gayri Müslimlere şirin görünmeye çalışıyorlar. Bu hal Müslümana yakışmaz.

                Kişi yaşantısıyla ya Allaha kulluk eder veya şeytana kulluk eder. Bunun üçüncüsü olmaz. Durum böyle iken, bu gün Müslümanların kanlarını emen, onlara zulmeden ve her zaman mağdur eden terör örgütleri ve kâfirlerle beraber hareket edenlerinin hali nice olur. Bunlar İslam ümmeti olabilirler mi?. Bunlar ahirette Resulülllahın  yüzüne bakabilirler mi?. Müslüman, özüyle sözü, sözüyle eylemi aynı olan insandır. En azından böyle olması gerekir. Müslüman sevdiğini Allah için sever, sevmediğini de Allah için sevmez. Müslüman bilir ki, her söz ve eylemin karşılığı vardır. Bu söz ve eylemler müspetse sevap, menfi ise günah vardır. Allah Kuran’ında: “ Ey Müminler, Müslümanları bırakıp da kâfileri dost edinmeyin” buyurmaktadır. Nisa, 144. Bir emir emirdir. Mümin Allahın emrine uyan kişidir. Mümin, dünyasını mamur ederken ahretini perişan edemez. Müslümanları yararına çalışmayan, onların birliği ve dirliği için zamanını vakfetmeyen, mazlum ve mağdurlara yardım etmek varken zalimlerin ve teröristlerin yanında yer alanların dünyası da, ahreti de perişandır. Çünkü bunların üzerinde mazlum ve mağdurların bedduası vardır.

                Peygamberimiz (s.a.s ) efendimiz, “Kişi sevdiğiyle beraber” buyurmuştur. Riyazüssaihin. Bir başka hadisin de ise, “ Kişi nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle dirilir.”  Müslüman aklıselim insandır. İnancına uygun olmayanlarla sırdaş olamayacağı gibi, onların Müslümanların aleyhine istek ve arzularına uygun davranış sergileyemez. Kuran ve sünnete uygun olmayan bir hayatın dünya ve ahrete faydası yoktur. Her birey dünyada yapıp ettiklerinden Allaha hesap verecektir. Yaşantıları İslami olmayanların ölümü neyse dirilişi, (Allah’ın huzuruna gidişi ) de o dur. Her Müslüman’ın bu gerçeği bilmesi gerekir, Dünya ve ahretimizi mamur edecek olan tek hayat tarzı, Peygamberimizi söylem ve eylemlerimizle örnek almalı ve onun sevgisini kalplerimizde taşıyarak onunla birlikte olabilme hakkını kazanmalıyız.

                                                                                                                    Tahsin ÖTGÜÇ-Emekli Müftü

               


 

 [A1]

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Ekm

MEVLİD-İ NEBİ

19Ekm

BARIŞ VARKEN NEDEN SAVAŞ

12Ekm

ZULÜMLE ABAD OLUNMAZ

05Ekm
28Eyl