İYİLİĞİ EMİR KÖTÜLÜKTEN MENETMEK


Bütün peygamberlerin görevi, marufu emir, münkirden nehyetmektir. İnsanları hakla buluşturmak, yaratılış gayesine uygun düşmeyen, söylem ve eylemlerden kurtulmasını sağlamaktır. Maruf (iyilik) sözlükte, bilinen, tanınan, benimsenen şey demektir. Münker (kötülük), tasvip edilmeyen, yadırganan, görülmesinden veya yapılmasından sıkıntı duyulan şey demektir. Emri bil maruf ve nehyi anil münker konusunda kadın ve erkek ayrımı söz konusu değildir. Her kes istidatı nispetinde farz olan iyiliği emir, kötülükten menetme görevini yerine getirmekle mükelleftir.     

                  Yüce Allah "Mümin erkekler de, mümin kadınlar da birbirinin velileri( dostları ve yardımcıları)dır. Bunlar insanlara, iyiliği emreder, kötülüklerden menederler.” Tövbe, 71.Toplumsal huzur ve mutluluğun varlığı, ayetteki beyan edilen görevlerin zamanında yerine getirilmesiyle mümkündür. Bu bağlamda bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesi, doğru bir düşünce tarzı değildir. İnsanları sorumluluktan bertaraf edemez. Sorunların kaynakları her geçen gün çoğalma eğilimi gösterir. Abdullah İbn Mesud, Peygamberimiz (sav) efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor. “ Allah’ın benden önceki ümmetlere gönderdiği her Nebinin, ümmeti içersinde sünnetine uyan ve emirlerini yerine getiren bir kısım yardımcıları ve arkadaşları vardır. Nebilerden sonra gelen ve yapmayacakları şeyleri söyleyen ve emir olunmadıkları işleri yapan, bir takım nesiller zuhur etti. İşte kim bunlara karşı, eliyle, diliyle ve kalbiyle mücadele ederse, işte onlar, mümindir. Bunun ötesinde(ki davranışlarda ) ise, hardal tanesi kadar bile iman ( göstergesi) yoktur.” Müslim, iman,20. 

                  İnsanları hayra çağırmak, iyiliği emir, kötülüklerden menetmek, Muhammed ümmetinin görevidir. Nebevi bir vazife olan insanları hakka, doğruya, dürüstlüğe yönlendirmek, kişiyi Allah’ın indinde değer kazandırır. Dünyasını ve ahretini mutlu kılar. Yaşantısı bereketli olur. Allah (cc) bu hususta “ Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır”. Ali İmran, 104. “ Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz. Allah’a inanırsınız. Eğer ehli kitap, iman etseydi, kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de vardır. (Fakat) çoğu fasıktırlar.” Ali İmran, 110. Kurtuluşa kavuşabilmenin yolu, Allah ve Resulüne iman etmek ve hakta buluşarak insanları, iyiliğe, gerçeğe, doğruluğa, birlik ve dirliğe, kardeşliğe davet etmekten geçmektedir. Tabidir ki, önce kendi nefsimizi olgunlaştırıyoruz, model insan olmak için de, sahamızda yetkin hale geliyoruz.

                     Allah (cc)” Ey iman edenler, siz nefsinizi ıslah ediniz. Kendiniz doğru yola giderseniz, yolunu şaşırmış kimselerin zararı size dokunmaz” buyurmuştur. Maide,105. Maddi ve manevi yönden güçlü olanlar her türlü etkiye karşı, tepkilerini gösterirler. Rüzgarın estiği yöne doğru eğilmezler. Hz, Huzeyfe (ra) Peygamberimizin şöyle dediğini anlatıyor. “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya marufu emreder ve münkirden nehye dersiniz yahut Allah size açık azap gönderir. Sonra Allah’a yalvarırsınız, fakat o zaman duanız da kabul edilmez” buyurmuştur. Tirmizi, Fiten, 9. Peygamberimizin hadisinden anlıyoruz ki, İslam da iyiliği emir, kötülükten nehyetmek fert ve toplumun huzur ve güvenliği için son derece önemlidir. Allah ve Resulünün emrettiği ve razı olduğu her şey maruf (iyilik) tur. Allah ve Resulünün yasak kıldığı ve razı olmadığı her söylem ve eylem kötülüktür. İyiliğin yaygınlaştırılması, kötülüğün azaltılması veya yok edilmesi için çalışmak asıl görevlerimiz arasındadır. Bu görevlerin yerine getirilmesinde uyulması gereken yöntemi, Peygamberimiz (sav) efendimiz şöyle açıklamışlardır.” Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle gidersin. Buna gücü yetmiyorsa diliyle gidermeye çalışsın. Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle(vicdani rahatsızlığını ortaya koyarak) gidersin. İşte bu, imanın en zayıf halidir” . Nesai, iman,17. Kötülüğün elle giderilmesi devlet otoritesiyle yerine getirilmekte, kötülüğün dille önlenmesi ise, âlimlerin halkı bilgilendirmesi, yapılan nasihat ve sohbetler, ilmi yazılar vasıtasıyla yapılmaktadır. Kalben kötülüğün giderilmesi, her birimizi ilgilendirmektedir. İnsanlığa, dinimize uygun düşmeyen söylem ve eylemler karşısında, imanın en zayıf noktası olan vicdani rahatsızlığımızı ortaya koymamız lazım gelir. Görmemezlikten ve duymazlıktan gelmek, İslami açıdan doğru değildir. Sorumluluğumuzu bilerek yaşamalıyız.                                        

Tahsin ÖTGÜÇ 

Müftü Yardımcısı

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Eyl

ŞEHİTLİK VE GAZİLİK

14Eyl

ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİ

07Eyl

İSAMOFOBİ VE TERÖR

31Ağs

İNSAN VE İNSANLIK

24Ağs

İSLAMDA HİCRETİN ÖNEMİ