ÜÇÜNCÜ BULUŞMA


İlk iki buluşma yazımda her ne kadar teknik detaylar versem de o yazılar eğlenmek babında biraz da esprili yazılardı. Bazen ciddi olduk, bazen esprili olduk, bazen kadınlara sataştık falan… Bu yazının konseptini biraz farklı tutmak istedim. Bir şeyleri bitirirken ciddi olmak gerekir.

İki buluşma yaptıysanız ve buluşmaların süresini yeteri kadar uzun tutabildiyseniz, yeteri kadar muhabbet edebildiniz demektir. Ne aradığınızı biliyorsanız, karşı tarafı da anladığınızı düşünüyorsanız artık karar verebilirsiniz. Üçüncü buluşma karar buluşmanız olsun. Tamam mı? Devam mı? Peki nasıl doğru kararı vereceksiniz?

Öncelikle bakmanız gereken karşınızdaki insan doğru insan mı? Bunun kararını ona bakarak veremezsiniz.  Kendinize, kendi doğrularınıza bakmalısınız. Siz doğru bir insan mısınız? Yanlış yöne giden bir trenseniz, doğru yöne giden doğru bir insanın sizinle yola çıkmasını beklemeyin. Siz doğru olun, doğru insanlar size kendiliğinden gelecektir.

Karşı tarafın yapıcı, pozitif, güler yüzlü olmasına dikkat edin. Her şeyi sorun yapan sıkıntılı tipler vardır.  Ufak tefek şeyleri büyütüp büyük sorunlar haline getirirler. Negatif, kaygılı, endişeli, kötümser, karamsar sürekli şikayet halinde olan, sürekli sorun üreten, hiçbir şeklide memnun olmayan bu tiplerden uzak durun. Günümüz şartlarında zaten fazla olmayan yaşam enerjinizi, böyle tiplerin sömürmesine müsaade etmeyin.

Karşı tarafta en önem vermeniz gereken yer beyin. Karşı tarafın beynini sevebilecek misiniz? Güzelliğe, zenginliğe, karizmaya ve çekiciliğe gereğinden fazla değer vermeyin. Bunların önemi bir süre sonra biter, sıradanlaşır ve artık ilginizi çekmez. Kalıcı olan beyin güzelliğidir. Muhabbet edebiliyor musunuz? Birbirinize bir şeyler katabiliyor musunuz? Çocuklaşabiliyor musunuz? Sevgi dolu mu? Merhametle mi? Dürüst mü? Bunlara önem verin.

Karşı tarafın bilgili olmasına, seviyeli bir şekilde tartışabilmesine, farklı düşüncelere ve değişime açık olmasına dikkat edin. Her şeyi bilen, her şeyin doğrusunu bilen, inatçı, ukala, kibirli tiplerden uzak durun. Hatasını kabul etmeyen, özür dilemesini bilmeyen insanlardan uzak durun. Bunlar umutsuz vakalardır, değişime kapalıdır. Hiçbir suretle değişmezler. Aslında bildikleri de hiçbir şey yoktur.

Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün. Kişilik sahibi ve mütevazi olmasına dikkat edin. Üçüncü şahıslara ve çevresine kendini olduğundan daha yukarda göstermek için mücadele eden zavallılardan uzak durun.  Sosyal medyada evini, arabasını, mücevherlerini, pahalı eşyalarını paylaşarak tatmin olan eziklerden uzak durun. Bu tipler komplekslidir, hiçbir zaman düzelmezler. Beyler özellikle düğünde, şu kadar takı isterim, bu kadar gardrop isterim, düğünü Buckingham Sarayında isterim gibi taleplerde bulunan kadınlardan kaçın. Sizden uzak olsunlar. Bu tarz insanları siz mutlu edemezsiniz, eşyalar mutlu eder. Bunlar uykudadırlar, hiçbir zaman gerçekten mutlu olamazlar ve mutlu edemezler.

Size sevgiyle hizmet edebilecek biri mi? Bu çok önemli. Prenses gibi, hanım evladı gibi yetişmiş, elini sıcak sudan soğuk suya değmemiş tipler vardır. Mutfaktan bir bardak çayı söylene söylene getirirler. Bu tiplerden uzak durun. Size çayı sevgiyle getirecek, hastalandığınız da çorbayı şefkatle yapacak birilerini bulun.

Kıskançlık seviyesine bakın. Seven herkes kıskanır. Bir Anadolu, bir bozkırın çocuğu olarak bende kıskanırım. Yemişim “Kıskançlık özgüven problemidir” falan diyenleri. Burada önemli olan kıskançlığın boyutu.  Dakika başı arayıp yoklama yapan, sürekli yasaklamalar kısıtlamalar getiren, psikolojisi bozuk, hastalıklı derecede aşırı kıskanç tiplerden uzak durun. Böyle takıntı tipler kendine de size de hayatı zindan eder, bağımsızlığınızı elinizden alır. Oysaki sevmek özgür bırakmaktır.

Bir elmanın iki yarısı mı? Yoksa bir yarım elma ile bir yarım armut mu? Seçiminizi yapın ve ona göre hareket edin. Benim tercihim her zaman ikincisi; elma ile armut birlikteliği. Böyle birliktelikler biraz risklidir. İlerleyen süreçlerde doku tutmayabilir ve ayrılık yaşanabilir. Doku tuttuğunda ortaya muntazam bir meyve çıkar. Birbirini besleyen, yeni bakış açısı veren, değişen, dönüşen, gelişen bir meyve. Birbirinden ayrı ama daima bir olan bir meyve.

İyi bir anne, iyi bir baba olabilecek mi? Özgüveni yüksek, tuttuğunu koparan, sporu seven, sanatı seven, insanları, hayvanları ve bitkileri seven, saygı duyan bir çocuk yetiştirebilecek akla ve bilince sahip mi? Bakın.

Son olarak bir bakın karşınızdakine. Bulamazsınız ama anneniz gibi sizi her düştüğünüzde kaldırabilecek mi? Bıkmadan, usanmadan, karşılıksız sevgi verebilecek mi? Size her zaman şefkat ve merhametle yaklaşabilecek mi?

Bahsettiğim özelliklerin hepsini bir kişide bulamazsınız. Ne kadarıyla yetinirsiz, orası size kalmış gari… Daha önceden de belirttiğim gibi, buluşma serisi BİTTİ.

Sevdiğim söz: “İlk mesajı beklersen ömür geçer. İlk mesajı sen atsan yürüyor olursun. İlk mesaja cevap versen dünden niyetli olursun. İlk mesaj şerefsizdir.” – Anonim

Konu hakkındaki düşüncelerinizi aşağıdaki e-mail adresine yazabilirsiniz. Diğer görüş ve önerileriniz için de yazabilirsiniz.

e-mail: b.bulut.hergun@gmail.com

 

b.bulut.hergun@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Haz

ARA

05Haz

OTOBAN

29May
22May

ARKA SIRADAKİLER

15May

BASİT YAŞAYACAKSIN BASİT