Tunç 'Yasamanın yargıya müdahalesi söz konusu olamaz'

HDP'nin tutuklu milletvekilleri için verdiği araştırma önergesi hakkında TBMM Genel Kurulunda konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç 'HDP grup önerisinde tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasıyla ilgili araştırma önergesi talep ediliyor. Daha önce aynı tarzda önergeler verilmiş ve kabul görmemişti. Yine aynı gerekçelerle aslında yine kabul görmemesi gerekiyor' dedi.

PAYLAŞ
Tunç  'Yasamanın yargıya müdahalesi söz konusu olamaz'
HDP’nin tutuklu milletvekilleri için verdiği araştırma önergesi hakkında TBMM Genel Kurulunda konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç “HDP grup önerisinde tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasıyla ilgili araştırma önergesi talep ediliyor. Daha önce aynı tarzda önergeler verilmiş ve kabul görmemişti. Yine aynı gerekçelerle aslında yine kabul görmemesi gerekiyor” dedi.
Bartın Hergün Gazetesi - Nurdan EROĞLU

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, HDP’nin tutuklu milletvekilleri için verdiği araştırma önergesi hakkında TBMM Genel Kurulunda konuştu. İlk olarak 14 yıldır milletvekili olduğunu ve her dönem “AKP gidicidir” lafını defalarca dinlediğini ifade eden Milletvekili Tunç, “Ben 14 yıldır milletvekiliyim ve sizlerden “AKP gidicidir” lafını her dönem defalarca dinledik. Ama bu milletin feraseti açıktır. Bir milletimize güveniyoruz. 19 yılı geride bıraktık. 19 yıl boyunca Türkiye’nin hem demokrasi anlamında hem de fiziki ve ekonomik kalkınma anlamında nereden nereye geldiğini bu milletimiz her seçimde takdir etmiştir ve 2023’te de aynen takdir edecektir. Bundan hiç şüpheniz olmasın” dedi.

“Yine aynı gerekçelerle aslında yine kabul görmemesi gerekiyor”

Daha önce aynı tarzda önergeler verildiğini ve kabul görmediğini kaydeden Yılmaz Tunç, şöyle devam etti:

“HDP grup önerisinde tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasıyla ilgili araştırma önergesi talep ediliyor. Daha önce aynı tarzda önergeler verilmiş ve kabul görmemişti. Yine aynı gerekçelerle aslında yine kabul görmemesi gerekiyor. Araştırma önergesine konu olan parlamenterlerin yargının soruşturma ve kavuşturmasına neden olan eylemlerine bakıldığında bu eylemlerin Anayasanın 83/1. Maddesinde ifade edilen “Yasama sorumsuzluğu”yla alakalı olmadığı açıktır. 20 Mayıs 2016 tarihinde kabul edilen Anayasanın geçici 20. Maddesi Genel Kurulda kabul edildi. Ve bu dosyalar bakımında dokunulmazlığın uygulanmayacağı Anayasamızda uygulanması gereken hüküm olarak yerini aldı.

“Bahsedilen soruşturma dokunulmazlık dışında bahsedilen soruşturmalardır”

Yasama sorumsuzluğu sınırsızdır. Milletvekili kürsünden özgürce görüşlerini ifade edebilir. Ancak yasama dokunulmazlığı 83’ün diğer maddelerinde ifadesini bulan Anayasa ile sınırlıdır. Anayasanın 14. Madde kapsamındaki suçlar seçimden önce işlenmişse ağır ceza ve suçüstü halleri, Anayasa değişikliğindeki geçici 20. Maddeyle de dokunulmazlık dışına alınan dosyalar bakımından da dokunulmazlık söz konusu değildir. Dolayısıyla bahsedilen soruşturma dokunulmazlık dışında bahsedilen soruşturmalardır.

“Halkın oyuyla seçilen milletvekilleri halkın menfaatini korumalıdır”

Seçilen milletvekili temsil yetkisini aldığı vatandaşın menfaatlerini savunmak zorundadır. Halkın oyuyla seçilen milletvekilleri halkın menfaatini korumalıdır. Yaşam hakkını ihlal eden, 40 yılı aşkın bir süredir bebek demeden, işçi demeden, şantiye demeden, çocuk, yaşlı, kadın demeden, asker, sivil demeden, güvenlik gücü demeden, orada yaşam hakkını ihlal eden bir terör örgütü vardır. Eğer bir milletvekili “Oyunuzu attığınız zaman aklınıza Öcalan gelsin” diyorsa, “PKK sizi tükürüğüyle boğar tükürüğüyle” diyorsa, “Biz sırtımızı PYD’ye, YPG’ye, YPC’ye dayadık” diyorsa “Daha biz başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” diyorsa, terör ve teröristle arasına mesafe koyamamış demektir. Ve öncelikle kendine oy verenlere ihanet etmiştir demektir.

“Yasama olarak yargıya müdahalemiz söz konusu olamaz”

Nitekim Anayasamızın 26. Maddesi açık. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi açık. Birleşmiş Milletler Medeni Siyasi Haklar Sözleşmesinin 19. Maddesi açık. Bu maddeler “Şiddet çağrısı düşünce özgürlüğü kapsamında değildir” diyor. Eğer siz bunu ilan ederseniz hukuk devletinde de yargı gereğini yapar. “Kuvvetler ayrılığı var” diyoruz. O halde kuvvetler ayrılığını savunuyorsak yargı da tabi Anayasa ve uluslar arası sözleşmeler gereğince gerekli soruşturmaları açtığında bizim yasama olarak ona müdahalemiz söz konusu olamaz.”

 

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN