Gazeteciler 'Her şeyi' sordu, Davutoğlu cevapladı

Bartın'daki gazetecilerle çay sohbetinde buluşan Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti iktidarının mevcut politikaları üzerinden partisinin iç, dış ve ekonomi politikalarını anlattı. Gazetecilere 'Her şeyi sorabilirsiniz' diyen Davutoğlu, Gelecek Partisinin asla AK Parti'nin devamı olmadığını vurgulayarak 'Halkın yeni bir sese, nefese ihtiyacı var. Bu kasvet havasının dağıtılmasına ihtiyaç var. Ne İstanbul'daki plazalarda ne de Ankara'daki bürokratik koridorlarda siyasettin kaderi yazılır. Siyasetin kaderi insanın yüreğini hissederek yazılır. Biz bunun için yola çıktık' dedi.

PAYLAŞ

Partisinin 7’inci, Bartın Teşkilatının da ilk il kongresi için Bartın’a gelen Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bartın’daki gazetecilerle çay sohbetinde bir araya geldi. Davutoğlu, sohbet öncesinde Bartın’da esnaf ziyaretlerinde bulunan ve Kozcağız Beldesinde  Şehit Uğur Akyer’in ailesini ziyaret etti. Bartın’a bir günden fazla zaman ayıran Ahmet Davutoğlu, gazetecilerle ise samimi bir havada sohbet etti. Kemikzade’de gerçekleşen buluşmada Ahmet Davutoğlu gazetecilere “Her şeyi sorabilirsiniz” derken cevaplarını da bir o kadar samimi verdi.

“Siyasi hareketimiz zinhar AK Parti’nin devamı değildir”

Gelecek Partisinin  asla AK Parti’nin devamı olmadığını vurgulan Ahmet Davutoğlu şöyle konuştu:

“Bizim Gelecek Partisini kurma ve süratle alana inerek örgütlenme çabamızdaki en önemli hususlardan birisi Türkiye’nin düşünce hayatının körleşmesi, basın özgürlüğünün daralması, insanların fikir beyan edemez hale gelmesi, fikir beyan edenlerin işini kaybetmesidir. Ekonomik krizler hiçbir şeyin tartışılmasını konuşulmasını mümkün kılmaz. Bunun için Eylül ayında yeni bir siyasi hareket başlattık. Bu yeni siyasi hareketimiz zinhar AK Parti’nin devamı değildir. Biz her görüşten arkadaşların bir araya geldiği yeni bir siyasi hareket kurduk. 12 Aralık’ta kurulduk. Tam alana ineceğimiz süreçte de pandemi başladı. Ama faaliyetlerimizi aksatmadık. Şuanda 67 ilde örgütlendik. Çok kısa bir sürede de 81’e tamamlarız. 330 ilçede örgütlendik. 123 ilçede de kongre yaptık.

“ Halkın yeni bir sese, nefese ihtiyacı var”

Bartın’daki esnafı dolaştık. Tespitim şudur ki; halkın yeni bir sese, nefese ihtiyacı var. Bir kasvet havasının dağıtılmasına ihtiyaç var. Bunu sadece Bartın’da görmüş değilim. Biz esas itibariyle bu kasvet havasını dağıtacağız. Korku eşiğini aşacağız. Son bilinçli ve yapıcı bir muhalefet örneği sergileyeceğiz.  21 maddelik ekonomik kriz ve onun çözüm yollarını açıkladık. Ülkenin meseleleriyle ilgili çözüm önerileriyle birlikte etkin bir muhalefetten sonra inşallah ilk seçimde de iktidar için çaba sarf edeceğiz. Ne İstanbul’daki plazalarda ne de Ankara’daki bürokratik koridorlarda siyasettin kaderi yazılır. Siyasetin kaderi insanın yüreğini hissederek yazılır. Biz bunun için yola çıktık. Bazıları “Yapamazlar, kuramazlar” dedi ama kurduk ve ciddi bir taban da oluştu. Şimdi üye kampanyalarını başlatıyoruz. İnşallah en kısa zamanda örgütlenen ve toplumun her kesimini, her inancını, her düşüncesini, her siyasi akımını temsil eden yeni bir siyasi akım ve çizgi oluşturacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

“Babacan farklı bir çizgiyle yola çıkmayı düşünüyorsa buna saygı duymanız lazım”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan’la neden birlikte hareket etmediğinin sorulması üzerine  “Birlikte olmayı arzu ederdin. Sayın Babacan insan olarak da çok yakın ilişkilerimin olduğu bir arkadaşımdır. Başbakan yardımcım oldu ve başbakanlıktan sonra da ilişkimiz hep iyi devam etti. Ama en yakın arkadaşınız olsa bile siyasette farklı bir çizgiyle yola çıkmayı düşünüyorsa buna saygı duymanız lazım. Şimdi iki parti var. Biz kendi yolumuzda gidiyoruz. Ülkenin siyasi doğasında zaten değişiklikler yaşanıyor. Ben siyasi partilerin artmasından çekinen bir insan değilim. Bunu demokrasilerin doğal süreci olarak görmek lazım. Sayın Babacan’da biliyor, ben beraber olmak için her şeyi yaptım. Ama bazı arkadaşlar ayrı olmak istiyorlarsa tercih meselesidir. Siyasette o tercih sonucunda ortaya çıkar. Şuanda bizim için bütün partiler eşittir.  Bazen onlar mesafe de koyabiliyor. Bu iki bayramda da bütün partilere bayramlaşma çağrısında bulunduk. AK Parti’nin dışında bütün partilerle bayramlaşıyoruz. AK Parti’nin bu milletin saygı duyduğu kriterler dışında başka kriterleri var. Bütün partiler bu ülkenin eşit vatandaşlarının kurduğu partilerdir ve hepsine de eşit mesafedeyiz. Bundan sonra bizle görüşen herkes konuşuruz. Bu anlamda hiçbir parti bize daha yakın ya da daha uzak değildir” dedi.

“İktidarın politikalarını sürdürecek olsak başka siyasi kulvarlarda yer almazdık”

Başka bir gazetecinin mevcut iktidarın iç ve dış politika ile ekonomi politikalarını sürdürecek ya da başka politikalar belirlenip belirlenmediğinin sorması üzerine Davutoğlu  şöyle konuştu:

“Mevcut iktidarın politikalarını sürdürecek olsak başka siyasi kulvarlarda yer almazdık. Orada siyasetimize devam ederdik. Mevcut iktidarın uyguladığı birçok politikanın 180 derece farklısını uygulamak durumundayız. Libya konusunda olduğu olumlu hareket ettiklerinde de biz destek veriyoruz. Doğu Akdeniz konusunda kendilerine “ Doğru yapıyorsunuz” dedik. Düşünce özgürlüğü konusunda farklı davranacağız. Mevcut iktidar düşünceyi sınırladıkça iktidarda kalabileceğini düşünen bir siyasi anlayışa sahip. Bizse düşünceye hiçbir sınır getirilmemesi kanaatindeyiz. Başka bir insanın onuruna hakaret etmediği sürece düşünceye sınır tanımıyoruz.

“İktidarın aksine hukuk devleti ve adalet ilkesini her şeyin üstünde tutuyoruz”

Mevcut iktidar hukuk devleti anlayışı yerine tek kişinin mutlak egemenliği ve yürütmenin gücüne inanıyor. Biz hukuk devleti ve adalet ilkesini her şeyin üstünde tutuyoruz. Hukuk devleti ilkesini inşa edeceğiz ve kesinlikle talimatla hareket eden bir yargı anlayışına son vereceğiz.

“İktidarın aksine akraba kayırmacılığına son vereceğiz”

Mevcut iktidar yolsuzluk anlayışını unuttu. İhale sistemiyle, ekonomik anlayışıyla, kamu bankalarının yönetimi dahil her şeyiyle şeffaf olmayan yöntemle bunu sürdürüyor. Bizse mutlak şeffaflık istiyoruz. Mevcut iktidar siyasi etik konusunda herhangi bir ilkesel tutuma yatkın değil. Bürokrasiyle iş dünyası arasına belli bir çizgi konulmalı. Bizim siyasi etik konusu ilk çıkaracağımız yasalardan biridir. Mevcut iktidar akraba kayırmacılığını siyasi kültürün bir parçası haline getirdi. Bizim ise anlayışımız tamamıyla farklı. Ben herhangi bir kamu görevi aldığımda kendi çocuğumla herhangi bir vatandaşın çocuğu arasında fark gözetmeyi ahlaksızlık kabul ederim. Başbakanlığa girdiğim anda benim çocuğum, yakınım diye bir şey yoktur. Herkes benim yakınım ve çocuğumdur. Kesinlikle akraba kayırmacılığına son vereceğiz. Başbakanlıktan ayrılma gerekçelerim de zaten bunlardır. Birinci, ikinci, üçüncü derece akrabalıkları olan siyasilerin milletvekilleri olmaması gerektiğini gündeme getirdiğim zamanda sıkıntı olmuştu.

“Çarpık bir sistem yerine kendi içinde tutarlı parlamenter sistemi savunuyoruz”

Mevcut iktidar Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanılması konusunda herhangi bir denetimi ve hesap vermeyi öngörmüyor. Bizse mutlak denetim ve hesap verebilirlik öngörüyoruz. Mevcut iktidarın ekonomi anlayışı üretken olmayan, ithal eden, dünyadan kopuk ve belli bir kesimin, zümrenin çıkarlarını koruyan bir yapıya sahip. Bizse ekonomik anlayışımızda sosyal adaleti sağlayan gelir dağılıma öncelik vermek sonrada stratejik sektörlere ağırlık veren ve kesinlikle ekonomide mutlak yapısal değişimi öngören bir anlayışa sahibiz. Mevcut iktidar kararları etki analizi yapmadan ayak üstü alma anlayışına sahip. Bunu sokağa çıkma yasağı kararında gördük. Saat 18.00’da bir bakan “ yok” dedi, saat 22.00’da başka bir bakan “var” dedi, 2 saat içinde insanları sokağa döktüler. Devlet kurumlarının içi boşaltıldı. Biz ise devlet hiyerarşisinin ve devlet mimarisinin yeniden kurulması gerektiğini düşünüyoruz. Mevcut iktidar çarpık bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini savunuyor. Bizse eksi parlamenter sistemi savunmuyoruz. Aksine düzgün kendi içerisinde tutarlı bir parlamenter sistemi savunuyoruz.

“Dış politikam şahsi dostluklar üzerine kurulamaz, stratejik bir vizyon üzerine kurulur”

Mevcut iktidar dış politikayı şahsileştirdi. Sayın Cumhurbaşkanı ile Trump’ın arası iyiyse biranda dünya lideri buluşuyor oluyor, araya bir şey girdiğinde dış mihraklar oluyor. Sayın Putin’le arası iyiyse biranda Türkiye-Rusya ilişkileri iyi oluyor, arası kötüyse bir bakıyorsunuz Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında karşı karşıya geliyoruz. Dış politikam şahsi dostluklar üzerine kurulamaz, stratejik bir vizyon üzerine kurulur. Mevcut iktidarın şuandaki uygulamalarının hepsinin tam karşı alternatifiyiz. Bundan sonra siyaset kutuplaştıranlar, kapsayıcı olanlar diye ayrılacak ve biz kapsayıcı olanlardan olacağız. İkinci ayrım noktası ise kurumlar akıl ve kişisel akıl noktasında olacak. Bundan sonra kurumsal akılda olanlar bir yerde duracak. Üçüncü ayrım noktası ise hukuk devleti ile şahsileşmiş hukuka sahip olanlar arasında olacak. Dördüncüsü de dünyaya açık bir Türkiye isteyenler ile dünyaya kapalı bir Türkiye isteyenler arasında olacak. Biz yeni bir siyaset anlayışıyla geliyoruz ve ciddi farklar var.”

“Veda konuşmasında tabi ki söyleyemediğim çok şey vardı”

Diğer bir gazetecinin kongredeki veda konuşmasında söylemek isteyip de söyleyemediği bir şey olup olmadığını sorması üzerine Davutoğlu, “O konuşma ve benzeri konuşmalar bir siyasi lider için en zor konuşmalardır. Ben başbakanken acil imzalar toplandı. Ülkeyi krize sokmadan ve hiçbir duygusallık katmadan o süreci soğukkanlılıkla yürütebilmek ve başbakanlıktan çekilebilmek herkesin yapabileceği bir şey değildir. O kongrede o insanlar ki hala onlarla gönül bağım var muhteşem bir tezahüratla beni uğurladılar. Tabi ki söyleyemediğim çok şey vardı. Devlet yönetiminde çok şey hissedersiniz ama göğsünüzde hapsedersiniz. Devlet yönetimi fevri olmaz. 4 yıl boyunca da sustum. Zorlandığım zaman konuşmak zorunda kaldım. O gün susmak ve ülkeyi krize sokmamak gerekiyordu. Herhalde milletimiz de bunu takdir etmiştir ki şimdi sokağa çıktığımda “Sen gördüğüm en dürüst başbakandır” diyor ve emin olun bu bin madalyadan ve bin seçim kazanmaktan daha önemli” dedi.

“Cumhurbaşkanına  “Benim yerimde olsaydınız siz ne yapardınız” diye sordum”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı durumda olması halinde nasıl davranacağının sorulması üzerine ise Ahmet Davutoğlu “Bu konuda benim yorum yapmam doğru değil. Ama o gün imzalar toplandığında kendisine de bu soruyu sordum. “Benim yerimde olsaydınız siz ne yapardınız” dedim.  Bir parti genel başkanı aleyhine MKYK’da imzalar toplanıyor. Bu soruyu bir cevap almak için sormadım sadece empati kurmak için sordum. Bir insanın ahde vefa konusunda yapabileceği en büyük adım o an geldiğinde en yüksek makamı terk edebilmesidir ki ben terk ettim. Kimse bunu sorgulayamaz. Ama ülke kötüye gidiyorsa da benim gibi bir siyasetçinin, bilim adamının sessiz kalmasını kimse bekleyemez. Ben vazifemi yapıyorum. Kimseye karşı değilim, taraftar da değilim. Şuanda benim vazifem bu milletin üzerindeki kasveti kaldırmaktır” şeklinde konuştu.

“Son dönemde Türkiye’de seyyar ve kutuplaştırıcı siyaset anlayışı gelişti”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İyi Parti Genel Başkanı Merak Akşener’e yaptığı “Geri dön” çağrısının kendisine yapılması durumda ne yapacağı ve Muharrem İnce’nin siyasi hareketinin CHP tabanında bir dalgalanma yaratıp yaratmayacağının sorulması üzerine de Davutoğlu “Ben devlet ve ülke için bir şey yapmak gerektiğinde herkesle konuşurum.  Sayın Bahçeli zamanında Sayın Erdoğan’a neler söyledi, şimdi nerelere geldi. Artık insanların durduğu yeri ölçemiyorsunuz. Son dönemde Türkiye’de çok seyyar bir siyaset anlayışı gelişti. Hem seyyar hem de kutuplaştırıcı. Sayın Bahçeli daha 2-3 ay önce İyi Parti, Gelecek Partisi ve Deva Partisini kast ederek “İyi, deva ve gelecek bunların hepsi FETÖ ismi” dedi. Şimdi o mu doğru, bu mu doğru? Bu çağrıların samimi olması için bir kere tutarlı olanız lazım. Bir de niye çağırdınız önemli. Niye ayrıldığımız bize de soruluyor. Bizim sadakatimiz değerlerimize, bir tabelaya ya da ele değil. Şuanda bizim birbirimizi ortak değerlerimize davet etmemiz lazım. Bu soruyu Sayın Bahçeli ve Akşener cevaplar ama genel olarak konuşursam ihtiyacını hissettiğimiz şey diyalog ve konuşmadır” ifadelerinde bulundu.

“Yurt dışındaki akrabalarını ziyaret etmek için bile vize alamayan bir ülkeyiz”

Gelecek Partisinin yurt dışı çalışmalarının sorulması üzerine de Davutoğlu “Dışişleri Bakanlığım ve Başbakanlığım döneminde en çok üzerinde durduğum durum yurt dışındaki vatandaşlarımızın durumuydu. Bizim öncelikli vazifemiz yurt dışındaki Türkleri siyasi görüşlerine göre ayırmak, farklılaştırmak değil, Gelecek Partisinin hiçbir yöneticisi yurt dışındaki vatandaşlarımızı bölen bir tutum takınmadı. Dış politika anlayışı itibariyle de vatandaşlarımızı mutlak anlamda rahat ettirecek, bulundukları yerde baş tacı olacak, gerekirse de siyasi tutum yapılmayacak bir tavır sergileyeceğiz. Maalesef  Türkiye ile Avrupa arasında olan her türlü gerilimin birinci mağdurları orada yaşayan Türk vatandaşlarımız oluyor. Ertesi gün sosyal hayata devam ederken sıkıntılarla karşılaşıyorlar. Bunun için Avrupa Birliği vize anlaşmasına ağırlık veriyoruz. Şimdi akrabalarını ziyaret etmek için bile konsolosluktan vize alamayan bir ülke durumuna düştük. Bu açıdan geldiğimiz yer çok acıdır. Avrupa ve Türkiye’nin her yerinde Gelecek Partisinin bu vizyonunu anlatacağız. Onların onaylarını ve desteklerini almaya çalışacağız” dedi.

Nurdan EROĞLU

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN