DAVUTOĞLU'DAN BAKAN ALBAYRAK'A SERT EKONOMİ ELEŞTİRİSİ

Partisinin 6'ıncı, Bartın İl Teşkilatının da ilk olağan kongresi için Bartın'a gelen Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, ülkenin son 2 yılda içinde bulunduğu ekonomik durum ve son 1 haftadır döviz ve altında yaşanan yükseliş üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile AK Parti iktidarını sert bir dille eleştirdi. Türk Lirasının 2018'den bu yana yüzde 60 değer kaybettiğini ve enflasyonun yüzde 25'lere kadar yükseldiğini ifade eden Davutoğlu 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden bu yana olgun üzüm zannettiğiniz Hazine ve Maliye Bakanının komik uygulamalarından da Türk Lirası yüzde 60 değer kaybetti. Siz böyle bir değer kaybı yaşanırken Türk Lirasını korumak yerine, Hazine ve Maliye Bakanını korumayı tercih ediyorsunuz. Bugün o bakanın kapının önüne konulamamasının sebebi akraba kayırmacılığıdır' dedi.

PAYLAŞ

“Türk Lirasının beli büküldü, hesap veren yok”

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin 6’ıncı Bartın İl Teşkilatının da ilk olağan kongresi için Bartın’a geldi. Belediye Sosyal Tesislerindeki kongre koronavirüs önlemleri altında yapılırken Genel Başkan Davutoğlu, ülkenin son 2 yılda içinde bulunduğu ekonomik durum ve son 1 haftadır döviz ve altında yaşanan yükseliş üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile AK Parti iktidarını sert bir dille eleştirdi. Konuşmasının büyük bir kısmında 3Y yani yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklata değinen Ahmet Davutoğlu, Merkez Bankası döviz rezervi rakamlarını örnek vererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomik rakamlara hakim olmadığını söyledi.

Davutoğlu: “Halkın önünde değiliz, halkın ta içindeyiz”

 Türk Lirasının 2018’den bu yana yüzde 60 değer kaybettiğini ve enflasyonun yüzde 25’lere kadar yükseldiğini ifade eden Davutoğlu şöyle konuştu:

 “Geçen sene bu vakitler birçok kişinin yapamaz dedikleri, yola çıkamaz dedikleri ve engelleri aşamaz dedikleri bir dönemde partimizi kurduk. Pandemi şartlarına rağmen 67 ilimizde, 330 ilçemizde örgütlendik, 155 ilçemizde kongrede yaptık şimdi de 6. İl kongremizi  Bartın’da yapıyoruz. Allah’a hamdolsun. Niye yola çıktık? Gerçekten memlekette eğer siyasi parti kurma ihtiyacı varsa, bir memleketin üzerine kara bulutlar çökmüşse, “İnsanlar yok mu bizi kurtaracak” dediklerinde bu ihtiyaca yönelik adımları atmayı kimse engelleyemez engelleyememiştir de. Bugün de böyle bir ihtiyaç var. Geçen yıl partimizi kurduktan sonra birçok parti hayata geçti. Yeni partilerde doğma çabası içerisinde.  Herkes siyaset sahnesine çıkar, halkın önüne çıkar ama biz halkın önünde değiliz, halkın ta içindeyiz.

“Refah ölçüsü buzdolabıysa o ülke 100 yıl geridedir”

Çok ilginçtir biz parti kurduğumuzda bizi suçlayan Sayın Cumhurbaşkanı, başka bir partinin siyasete girişini demokratik hak olarak ilan ediyor. Bu bile Gelecek Partisi’nin başarısı olarak yeter. Burası yiğit meydanı, herkes siyaset sahnesine halkın önüne çıkar. Ama biz halkın önünde değiliz, ta içindeyiz. Ülkemizin her ilinde, ilçesinde, beldesinde, köyünde örgütlenene kadar teşkilatımıza durmak haramdır. Bizim kongrelerimiz bir formaliteyi yerine getirmek için yapılmıyor. Halk sıkıntı içinde. Halk bir nefes bir ümit bekliyor. Dün akşam (pazartesi) Sayın Cumhurbaşkanını dinlerken bu 3Y meselesi bir kez daha gözümün önünden geçti. Kendisini dinlerken eski bir mesai arkadaşı olarak hüzünlendim. Meselelere bakış tarzını görünce üzüldüm. 2020 yılında bir ülkenin cumhurbaşkanı halkına dönüp refah ölçüsü olarak buzdolabı, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesinden bahsediyorsa o ülke 100 yıl geride demektir.

“Mesele buzdolabı olması değil, içinin doldurulması”

Sayın Cumhurbaşkanı herhalde çocukluk hatıralarıyla yaşıyor. 2020 yılının refah ölçüsü bu ülke için çamaşır makinesi, buzdolabı olamaz. Bunlar asgari her evde olması gereken hususlardır. Bunların satış rakamları üzerinden de refah ölçüsü açıklayamayız. Diyarbakır’da Sur’da gezerken bir esnaf bana “Sayın Genel Başkanım buzdolabı rakamlarını verenlere söyleyin. Buzdolabı  var ama içini dolduramıyoruz” dedi. Mesele buzdolabı olması değil, içinin doldurulması. Bugün gerçekten Anadolu’da insanlar işsizlikten, enflasyondan Türk Lirasının değer kaybından her geçen gün yoksullaşıyor. Bu konuda rakamlarla oynamak derde şifa değildir. Sayın Cumhurbaşkanı 2001 yılından 2020 yılın atıflarda bulunuyor. Verdiği en olumlu rakamlarda 2016 yılına ait.

“Dünyanın en yüksek enflasyon rakamlarına sahip ülkelerden biriyiz”

Son 2 yıl içerisinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden sonra ya da biz başbakanlıktan ayrıldığımız 2016 yılından sonra rakamlar nereden nereye geldi? 2016’da biz ayrıldığımızda Türkiye’nin üretici enflasyonu yılda yüzde 3.2’ydi.  Tüketici enflasyonu yüzde 5.5- yüzde 6’ydı. Şimdi yüzde 12 enflasyon var. Sayın Cumhurbaşkanı 2018’deki yüzde 25 enflasyonu yüzde 12’ye düşürmeyi başarı addediyor. Peki yüzde 25’e kim çıkardı? Siz çıkardınız. Bu cahil ekonomi yönetimi çıkardı. Şuanda dünyanın en yüksek enflasyon rakamlarına sahip ülkelerden biriyiz. Gelişmiş ülkelerde enflasyon yüzde 0.4, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 4.2’dir. Türkiye’de enflasyon yüzde 12 ve gelişmiş ülkelerin 30, gelişmekte olan ülkelerin de 3 katı kadar ülkemizde enflasyon var ve Sayın Cumhurbaşkanı bizim bu rakamdan memnun olmamızı istiyor. Siz memnun olursunuzda pazara inen halk, her geçen gün artan fiyatlardan memnun olabilir mi?

“Türk Lirasını korumak yerine, Hazine ve Maliye Bakanını korumayı tercih ediyorsunuz”

Döviz kurlarına bakalım. 2016’da biz bıraktığımızda döviz kuru 2.85’ti. Hatta o krizi parti içinde yaratmadan önce 2 nokta artmıştı ama şimdi 7.30 Türk Lirasına yüzde 155 değer kaybettirmişsiniz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden bu yana da yani olgun üzüm zannettiğiniz Hazine ve Maliye Bakanının komik uygulamalarından da Türk Lirası yüzde 60 değer kaybetti. Siz böyle bir değer kaybı yaşanırken Türk Lirasını korumak yerine, Hazine ve Maliye Bakanını korumayı tercih ediyorsunuz. Görevde olanların görevi bir bakanı korumak değildir, Türkiye’nin ve milletimizin onuru olan Türk Lirasını korumaktır. Sayın Cumhurbaşkanı Gayri Safi Milli Hasılanın 250 Milyar Dolardan 750 Milyar Dolara çıktığını söylüyor. 2016 yılında biz bıraktığımız Gayri Safi Milli Hasıla 876 Milyar Dolardı. Siz onu 876 Milyar Dolardan 750 Milyar Dolara indirdiniz.

“Merkez Bankasını döviz rezervi eksidedir”

En acısı Merkez Bankası rakamları. Bunun için Sayın Cumhurbaşkanın derhal etrafına bir çeki düzen vermesi lazım. Ekonomi Ayasofya Meydanında Cuma namazı çıkışı konuşulmaz. Ekonomi ciddiyetle bir basın toplantısında konuşulur. Merkez Bankası rezervini o zaman Sayın Cumhurbaşkanı 125 Milyar Dolar olarak söyledi. Dün (Pazartesi) de 90 Milyar olarak söyledi. Bu 15 Milyar Dolar 3 gün içinde nereye gitti? Bir yere gitmedi. Rakamlara vakıf değilseniz her gün size başka rakam verirler ve sizi yanlış yönlendirirler. 95 Milyar Dolar brüt rezerv var ama net rezerv 26 Milyar Dolar. Swap işlemlerini çıkardığınızda Merkez Bankasını döviz rezervi eksidedir. Sayın Cumhurbaşkanı ve ekonomi ekibi gerçeklerle yüzleşmeli. Son 2 yıl içerisinde devletin faiz harcamaları 125 Milyar Dolara çıkmış. Devletin sadece Türk Lirasını korumak için kullandığı rezerv 90 Milyar Dolara çıkmış.  40 Milyar ihtiyaç akçesi kullanılmış. Bu rakamlardan sonra gelinen nokta tam bir yoksulluktur.

“Asgari ücret 4 yıl içinde yüzde 40 değer kaybetti”

Yoksulluğun ölçüsü asgari ücretle dünya standartlarında nerede olduğunuzdur. 2016 yılında asgari ücret 485-500 Dolar civarındaydı. Şuanda karşılığı 380 Dolardır. Asgari ücret 4 yıl içinde uluslararası bazda yüzde 30-40 değer kaybetmişse bu halk yoksullaşıyor demektir. Bunu görmeniz lazım. Ama bunu görmek için halkın içinde yaşamak lazım. Uzun zamandır iktidardakiler halkın dertlerinden en önemlisi de halkın vicdanından kopuktur. Yoksulluk tablosu bu. Ülke yangın yerinde ve siz “Uçuşa geçtik” diye bir hayal aleminde geziyorsanız bir gün o hayal aleminden indiğinizde iktidardan da inmiş olursunuz . O gün gelecek. Kendini anlamayanlara bu halkın verdiği en büyük ceza o gün geldiğinde onları sandıkta iktidardan indirmektir.

“Eski defterleri açacağınıza bugünkü yolsuzluklara bakın”

Halk bu yoksulluk düzeyine inmişken yoksulluktan bahsetmeyi yasaklıyorlar. Maalesef bütün kaynaklarımızı kötü kullanan ve israf eden bir iktidar söz konusu. O kaynaklar doğru zeminde kullanılmadığı için yoksulluk bir doğal sonuç haline geldi. Yolsuzluğa çare bulunamıyorsa yoksullukta kaçınılmaz bir sonuç haline gelir. Buradan çağrıda bulunuyoruz. Eski defterleri açacağınıza bugünkü defterlere bakın, ihalelere, yolsuzluklara, projelere bakın. Bugüne ve geleceğe bakın. Biz geriye bakmıyoruz, geleceğe bakıyoruz. Geleceği inşa etmeye çalışıyoruz. Yolsuzluk bugün öyle bir hal almış ki ülkenin dar kaynakları birkaç şirkete peşkeş çekilir hale gelmiş. Son birkaç ay içerisinde piyasaya enjekte edilen para 77 Milyar TL. 77 Milyar TL’nin 12 Milyar TL’si fakire ve ihtiyaç sahibine dağıtılmışsa geri kalan 65 Milyar TL’nin nereye gittiğinin hesabı verilmiyor. Bu rakamlarda Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığının verdiği rakamlar.

“Türkiye’nin yoksulluğun sebebi bu yolsuzluklardır”

Bakın Bartın’ın 25 yıldır bekleyen Bartın Irmağının ıslahı için harcanacak para devede kulak bile değilken buraya kaynak ayırmıyorlar. Bartın çevre yolu hep gündemde ona da kaynak ayırmazlar. Temeli 2018 yılında atılan 400 yataklı devlet hastanesinin temelinin üzerine bir bina yapmazlar. Ama pandemiyi bahane ederek Atatürk Havalimanının pistlerini kırarlar ve bazı şirketlere milyarla lira kaynak aktarırlar işte Türkiye’nin yoksulluğun sebebi bu yolsuzluklardır. Yolsuzluğun engellenmediği bir yerde yoksulluğun engellenmesi mümkün değil.

“Hazine Bakanının görevden alınamamasının sebebi akraba kayırmacılığıdır”

Yolsuzluğun bir diğer kaynağı da akraba kayırmacılığıdır. Pamukkale Üniversitesi Rektörü eşinin kriterlerine uygun bir sınavla eşine üniversitede görev verme cüretini nereden alıyor? Bunu sormak lazım. Mesele rektörü görevden almak değil, bu zihniyete son vermek. Bizim dönemimizde böyle bir şey olmazdı. Kendi yakınlarına görev verenleri birer birer aldık ve kapının önüne koyduk. Ama şimdi yukarıya doğru bakıldığında neredeyse devletin en kritik noktalarına kendi yakınlarını getirenleri gördüklerinde herkes kendi yakınlarına iş bulmak için bulunduğu makamı kullanmayı meşru görüyor. Türkiye’yi bu son 2 yıl içerisinde bu ekonomik krize sokan ve Türk Lirasına yüzde 60 değer kaybettiren, enflasyonu yüzde 25’lere çıkaran sonrada yüzde 12’ye indirdim diye övünen Kişi Başına Düşen Milli Geliri 10 bin 170 Dolardan 8 bin 800Dolara düşüren başka bir bakan olsaydı Hazine ve Maliye Bakanı olarak görevine devam edebilir miydi?  Bütün bu ekonomik verileri değerlendiren Sayın Cumhurbaşkanı o bakanı alır kapının önüne koyardı. Bugün o bakanın kapının önüne konulamamasının sebebi akraba kayırmacılığıdır ve objektif değerlerden kopuştur.

“Türk Lirasının beli büküldü, hesap veren yok”

Türk ekonomisi yangın yerine dönüş hesap veren yok. Her fırsatta “Uçuşa geçiyoruz” diyen Hazine ve Maliye Bakanı nerede? 1 haftadır altın, Euro, Dolar cirit atıyor. Türk Lirasının 1 haftadır beli bükülüyor ve ortada bunu izah edecek bir baba yiğit yoksa işte bizim gibi baba yiğitler meydana çıkar ve hesabı sorar. Türk Lirası, bu millet sahipsiz değil. Biz ona nasıl sahip çıktığımızı geçmişte gösterdiğimiz gibi gelecekte de göstereceğiz. Bizim ekonomi modelimizde ülkenin her bir kaynağının tek bir kuruşunu dahi gözeten bir şeffalık anlayışıyla hareket eden bir ekiple yola çıkıyoruz. Şeffaflık olduğu yerde yolsuzluk olmaz. İmar yasası diyoruz ki imar yasasının olduğu yerde şehirler çirkinleşmez.

“Biz milletin sesi, nefesi olmak için yola çıktık”

Biz milletin sesi, nefesi olmak için yola çıktık. Son iki hafta içinde Anadolu’da gördüğün manzara bana büyük bir umut veriyor. Geçen yıl bu vakitler zihnimizde düşünce olan yeni bir siyasi hareketi başlatma fikri bugün düşünce olmaktan çıkmış eyleme dönüşmüştür. Milletimizin kalbine girmiştir. Hiç korkunuz olmasın. Yönlendirilmiş anketler ya da korku ortamında cevap veremeyen seçmenin etkisiyle  bir takım saptırılmış anketler sizi hiç yanıltmasın. En büyük sokak anketidir. Bizde sokakların içinden halkın arasından geldik. O halka dönerek onunla birlikte milletin anketin yapacak emin adımlarla önce etkin bir muhalefet sonrada milletin çıkarını koruyan dürüst ve temiz bir iktidar olacağız inşallah. Tekrardan Bartın il kongremizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

“Kadınların mağdur edildiği bir ülke istemiyoruz”

 Değerli Yasemin hanıma teşekkür ediyorum. Kendisini telefonda arayarak yeni bir parti kuruyoruz yeni bir hareket başlatıyoruz sizi de aramızda görmek istiyoruz dediğimizde hiç tereddüt etmemişti. O ses de de burada yiğit bir Anadolu kadının sesi var demiştim. Şimdi yiğit bir Anadolu kadının Türk siyasetine getirdiği yeni bir rengi de görmekten onur duyuyorum. Kadınlarımızı siyasette ve sosyal hayatta daha çok görmek istiyoruz. Kadınların mağdur edildiği bir ülke istemiyoruz. Böyle bir ülkeye de izin vermeyeceğiz. Kadınlarımızın onurunu koruyan gençlerimizin geleceğini aydınlık kılacak bir hareketin öncüleriyiz. Yasemin hanıma il başkanlığını teklif ettiğimde bir tek ricada bulunmuştu. İl kongremizi yaptığımızda geleceksiniz. Beni tanıyanlar bilir dediğimi mutlaka yaparım. Ve bugün Bartın kongremizde bulunmak bana hem bu bölgenin coğrafyasına insanına aşık olduğum için, Medeniyetler ve Şehirler kitabını yazarken özellikle Amasra’yı ayrı yazmayı düşünmüştüm. O Yüzden Bartın’a gelmek bana büyük onur verdi. Ama en büyük onuru da bir kadın il başkanımızın başarısına da eşlik etmek verdi.”  

Kurtkaya’dan da 3 Y vurgusu

Ahmet Davutoğlu gibi konuşmasında 3Y’ye vurgu yalan Gelecek Partisi İl Başkanı Yasemin Dora Kurtkaya  ise şu ifadelerde bulundu:

“152 cesur yürekli insan Genel Başkanımız Sayın  Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun etrafında milletimizin isteklerini, taleplerini, beklentilerini karşılamak üzere toplandı ve Gelecek Partisi’ni kurdu. Böylece milletimizin bizden beklediği ilk talebi de Gelecek Partisi yapmış oldu. En kısa zamanda binleri, on binleri, yüz binleri bulduk. Sayın Genel Başkanımız teşkilatlanma çalışmalarımızı tamamlarken aynı zamanda il binalarımızı tuttuk. İl Binalarımızı hazırlarken zatıaliniz bizlere “Bu kapılardan kibir girmesin, yolsuzluğa bulaşanlar girmesin, bölücüler girmesin, zulmedenler girmesin, birliğimize ve beraberliğimize göz dikenler girmesin” buyurmuştunuz ve Sayın Genel Başkanım Allah’a şükürler olsun ki bu kapılardan millet, vatan, devlet, memleket, bayrak ve Ahmet Davutoğlu sevdalılarından başka kimse girmedi.

“Geçmişimizde yaptığımız siyaseti hiçbir zaman inkar etmedik”

Bizler geçmişimizde yaptığımız siyaseti hiçbir zaman inkar etmedik. Öyle ya birileri geçmişimizde yaptığımız siyaset üzerinden bizi sürekli eleştirmek derdinler. Ama bilsinler ki kimse bizden dilsiz şeytan olmamızı beklemesin. Kimse bizden haksızlıklara karşı susmamızı beklemesin. Bizler bizi eleştirenleri de görüyoruz. O kadar fazla yemeğe alışmışlar ki artık mideleriyle düşünmeye başlamışlar. Biz çıktığımız yoldan o kadar eminiz ki, iyi bir yol çizmişiz ki bugün ülkesinin geldiği noktayı görenler, bugün ülkesinin geleceğini düşünenler zaten bize hak veriyor ve bizimle o yolda yürüyor.

“Gelin-kaynana sorununa damat sorunu eklendi”

Biliyorsunuz ki 3 Y mücadelesi var. Neydi bu 3 Y mücadelesi. Yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar. Yoksulluğu iki kat arttırdılar. Muhtaçlığı 2 kat arttırdılar. Bir  de bunu siyasi ranta dönüştürdüler. Artık yolsuzluğun geldiği noktayı görmeye parametreler yetmiyor. Yasaklarda gelinen son nokta sosyal medya. Genel Başkanımıza uygulanan yasaklar, partimize uygulanan yasaklar yetti mi? Hayır yetmedi. Ülkemizde kadına şiddeti dünya sıralamasına soktular. Ülkemizi dünyanın en borçlu ülkelerinden biri yaptılar. “IMF’ye borcumuz yok” diyorlardı bugün ekonomik programlarında 130 milyar faiz ödediğimiz konuşuluyor.  Sayın Hazine ve Maliye Bakanı sürekli olarak “Uçuyoruz milletim” diyor. Evet, uçurumdan atlayanda kendini uçuyor zannediyor. Bugün adalet ve hukuktan bahsedemiyoruz. Çünkü yok. Eskiden gelin-kaynana sorunu vardı. Şimdide buna bir de damat sorunu eklendi.

“Yoksulluğun önünü Gelecek Partisi kesecek”

Milletimiz bizden ne bekliyor?  Milletimiz artık yoksulluk olmasın istiyor. Yoksulluğun önünü Gelecek Partisi kesecek. Milletimiz israf olmasın istiyor. O israfı Gelecek Partisi önleyecektir. Milletimiz bürokratların 4-5 yerden maaş olmasını istemiyor. Bunları biz engelleyeceğiz ve hesaplarını biz soracağız. EYT’limiz geleceği nasıl olacak diye düşünmek istemiyor. EYT’limizin yanında ve geleceğinde onlarla birlikte olacağız. Emeklimiz ay sonunu nasıl getireceğim diye düşünmek istemiyor. Emeklimizin rahatını, refahını, huzurunu biz sağlayacağız. Milletimiz demokrasi istiyor. Demokrasini teminatı Gelecek Partisi olacaktır. Hukukun üstünlüğünü ve adaleti, eşit geliri Gelecek Partisi sağlayacaktır. Gençlerimizin geleceğinin teminatının tesisini biz oluşturacağız.  Önce ülkemizi, sonra dünyayı kucaklayacağız.”

Kurtkaya yeniden il başkanı seçildi

Ahmet Davutoğlu, konuşma sonrasında Bartın’da esnaf ziyaretlerinde bulunmayı ihmal etmedi. İlk olağan kongrede tek liste halinde yapılan seçimlerde ise Yasemin Dora Kurtkaya yeniden Gelecek Partisi Bartın İl Başkanı olarak seçildi.

 

 

 

 

 

 

Nurdan EROĞLU

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN